Geçiyorduk Uğradık “Böcek Ev, Mehmet Aksoy” Söyleşi: Zeliha Demirel Mehmet Aksoy ile Böcek Ev’deyiz. Türkiye’deki heykelin algılanışından, sanatçıların yaşadığı sıkıntılardan elbette konuşacağız ama öncelikle aslında kendi bildiğim, sizi izlediğim tarihe dönmek istiyorum. Heykel tükürecek mi bir gün? Valla ne güzel bir fantezi! Ben tabii performans sanatçısı değilim, heykele tükürttürmem çünküRead More →

Aşağıdaki yazıyı 19 Temmuz 2013’te yazdım, belli bir duygu ve düşünce durumunun kaydı olarak değiştirmeden bırakıyorum. Ama en başa küçük bir not koyuyorum kendimce güzel bir okur için: Hiçbir yer ütopya değildir, asla yerleşme göçmen ruh! Bugün size Macbeth usulü kanlı menemen tarifinden, kadınlar, aşklar, şarkılara, oradan Şirince’nin tozuna toprağına,Read More →

“Ben bu coşkulu havaya gene biraz melankoli getirmek zorunda kalacağım. Onun için hepinizden özür dilerim. Batı kültürü ve batının bizi nasıl etkilediği seminer konusu kapsamında olduğundan. İlkin biraz buna değineyim. Her zaman olduğu gibi gene çok bireyci davranacağım. Başka türlüsü elimden gelmiyor. Toplumun oluşumunda en çok bireyin varlığına önem verenRead More →

Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf’un son kitabı Doğu’dan Uzakta, Ali Berktay’ın çevirisiyle YKY tarafından yayımlandı. Kitabın orijinal ismi, Les désorientés, “yoldan sapmış,” “yolunu kaybetmiş” demek. Bu isim, anlatılan hikâyeye uyuyor. Gençlik dönemlerinin en güzel yıllarını beraber geçiren, geleceğe dair hayalleri ve umutları olan bir grup arkadaşın hikâyesi bu… KitabınRead More →

Çocuksu bir detaycılıkla sırlanmış bir günlük, darbeden önceki son yazın sıkıcı sayfiye günlerinde başlayıp, plaj havlularının arasına sotelenip, korunup kollanan bir içgörü mesaisi, söylenme, dertlenme sürgitiyle büyüme sancılarının düzensiz atışlarının sıra sıra vurduğu sayfalar ile başlıyor Bitirgen’in konuşkanlığı. Babasının bitirgeni, Bitirgen’in yazarı, annesinin acı çekirdeği “fışkısı,” “dul avrat sıpası,” ayaklarınaRead More →