Ama Babacım

 In Pozisyon Hatası

Fikret Kızılok’un bir şarkısı var. İsmi “Ama Babacım”. Ben bu şarkıyı dinlediğim zamanlar çok hüzünleniyorum. Ölmüş gibi oluyorum.

Babamı 12 yaşımdayken kaybettim ben. Aslında alıştım artık bu duruma. Ona en ihtiyaç duyduğum zamanlarda yoktu yanımda sadece. Benim de bunu yaşamam gerekiyormuş diyorum kendime. İlkokul ve lise zamanlarında öğretmen tarafından ”baban ne iş yapıyor?” sorusu o kadar acıtır ki insanın yüreğini.

Ben bu şarkıyı her dinlediğimde, babamı gerçekten özlediğimi yüreğimde hissediyorum. Başka zamanlar olmuyor bu hissediş. Ancak bu şarkıyı dinlediğim zamanlarda onu bu denli yürekten hissedebiliyorum. Gördüğüm rüyalar bile bu denli etkili olmuyor.

Öldükten sonra birkaç defa gördüm babamı rüyalarımda, fazla değil.

Ben babamın omzuna yaslanıp, hatırladığım kadarıyla sıcaklığına kapılmışken ona, ”artık çok yoruldum baba,” demek isterdim.

Onun sıcaklığını küçüklüğümden duyumsuyorum. İçime dolmuş bir kere. İyi ki de gitmiyor burnumun direğinden. Babaannemlere gitmek için bindiğimiz dolmuşlarda babamın kucağına oturduğum zamanlar teneffüs etmiştim ilk. Sonrasında yine o vakitler, bir hafta sonu, babam sabahın ilk ışıkları gelip yanıma yatmıştı. Küçücük yatağımda beraber yatmıştık sarılarak. Turuncu güneşliklerin kenarından kış güneşi sızardı odama. Ben gibi odam da küçücüktü.

Babamın üzerinde atleti, altında pijaması vardı. O zaman daha fazla teneffüs etmiştim kokusunu. Öğleden sonra 1’e kadar yatmıştık beraber. Sonra babam kahvaltı hazırlamıştı. Biz kahvaltımızı yaparken, annem de işten gelirdi. Bu kahvaltılarda babam, ben seviyorum diye ekmek kızartırdı hep. Bir de üzerine tereyağı sürerdi. Sıcacık kızarmış ekmeğin üzerinde erirdi tereyağı. Onun üzerine de peynir sürerdi, bıçakla tereyağlı ekmeğin üzerine yayarak.

Babamla bindiğimiz o dolmuşlarda, ben babamın kucağında oturup camdan dışarıyı izlerken, yanımızdan geçen arabaları sayardım hep. Sonra babama söylerdim. Bana ”devam et bakalım saymaya,” derdi.

Ben bu yaşadıklarım nedeniyle, eğer bir evladım olursa ona çok iyi bir baba olacağımı biliyorum. Yaşadığım bu erken kayıp, beni yaşıma göre çok olgunlaştırdı çünkü.

Süleyman Berç Hacil

Fotoğraf: Natalia Ciobanu, “The Boy”

Recommended Posts