Armağan

Birinci Mektup.

 

Yazdıklarım korkunçtu, mektuptur ele geçer zamanlarında da
Armağan dolmakalemini, sevgili sadakatsiz rahibem:
-sahi mürekkebimden aleme bulaşsın diye-
armağan ettiğim gezgin şairin de itirafıydı ŞU fısıltılar
-ÇEKİL!

Aptaldım. Armağanını hava boşluğuna atacak KADAR!
Kılıç soğukluğunda uzattım onu
Sevgisiz yığınlar tanıklığıyla aldı kalemi ŞAİR
Yer: çArşı-alışveriş kalabalığı
İhtiyar bir hamalı sırtlarında taşıyan komik kargaşa ESNAFI
BELEDİYE BAŞKANI ADAYIMIZ DEDİKLERİ HAMALI.

Ayna karşılarında -gerçeği- o kalemi tutarak and ettim.
(Ah benim toy aksım, yakışıklı korkusuz fotoğrafım)
Ve “MUTSUZLUK TANRIMDI BENİM!” Bağırmaları evin içinde,
SKANDAL çıkarma tasarıları…

“Levent sen bizim sultanımızsın!”
Gecede ışıyan radyomdan fosforlu çaputtan uyku parçaları
Romeo’nun lanetlenmeden Juliet’e içinden mırıldanmadığı,
esrik cümle: Benden mektup bekle!
Votkayla -çok sonra- ibadet edebileceğim düşüncelerine kapıldığın son şiir
Körün kalbi adında uyanınca unutacağım
bir türküyü arzulu bir rüyada çağırmam
Veliahtken, kırık ve sükut hayalli monarşimden kaçtığım Süslüler Meyhanesi.

 

O: Bu ne?
Ben: Dolmakalem.
O: Ne diye?!
Ben: KALEMİ BIRAKIYORUM!

***
İkinci Mektup
-İkinci hikaye lirik. Parçalı imgeler çok hikayede. Bilincimizin imgeyle aktığı mantıkla yazıldı iki mektupta. Ama burada çöle çevrilmiş bir mantığın akışı var. Israrcı “kafese kapatılmış hüzün” mantığı. Her şey boşlukta düz akıyor sevgilim DERECESİNDE
Kolay olmayacağını biliyorum yaralamacı toplum; birincil hikayenin şifreleri çözülürse ikinci hikaye anlaşılır…
Taammüden cinayete kalkıştığın yaraladığın KÂTİP-İM
Gece toplantıları da yapılırdı o pastanede. Aynı sözcüklerle imlenme zorunluluğu olan kış günleri de biz buluşurduk.
Yağmurlarda pencere kenarındaki kadife sandalyelere otururduk. Yağmursuz günler bahçede.
Gençken kırıcı oluyor insan…. Juliette Binoche bir parfüm reklamında oynuyorsa, o üründe iyi bir şey var düşüncesiyle bile. Reklamını yaptığı Poeme marka parfümü arayıp-bulup- almıştım sana ben. Emek değil de ne bu Deniz? Kırıcı olan hep senin gençlik tutkularındı.
Masaya koyduğun armağanın bir kalem olduğunu adım gibi biliyordum. Tekrarların kulaklarımda hala. Levent yaz yaz yazz!
Poeme marka parfümün erkekler için üretilmediğini duyunca ben çok kızmıştım aslında. Şiirin dişi olacağı Fransız tezi canımı sıkmıştı. Ben de sana parfümü uzattım. Gamzene kurban!
Karşılıklı KARŞILIKLI ARMAĞAN. Öncesinde İKİMİZ ARASINDA geçen konuşmaları ŞİMDİKİ ZAMAN KADAR hatırlıyorum:
Sen:Açsana
(Armağanın kalem sağlamasını yapınca) Ben: Aldığım en güzel hediye
Sen: Mürekkebin kurumasın!
Mürekkebim kurumadı Deniz. Poeme marka parfümünün kokusu da burnumda. Kurumayan iki şey. Aşk üzerine cümlelerin içerisiz olduğunu ben de biliyorum. Yorgun bir cümleyle seni seviyorum.
Levent Karataş / Istanbul-Acıbadem / Sürgün.
Görsel: Sahibini bilmiyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir