Asiye’nin Mala Bağladığı An

Asiye’nin Mala Bağladığı An

Senin var ya kalbini sevdim lan. Senin kalbini sevdim, daha ne? O da kahpe çıktı. Piç Sezai ile kaçtığın gün bana verdiğin tüm sözleri kanımla duvara yazdım. Bir büyük, bir küçük, bir de orta açtım kapanmış defanslara. Bin tonluk sesini sırtımda taşıdım. Ellerimle yaptım acıdan imal heykelimi. Senin ellerinin pamukluğunu sevdim. Giderken ardına bir bebe, bir de kedi bıraktın. Mutfak masasının üzerine bıraktığın not… O amk notu. “Özür dilerim. Gidiyorum.” Bu kadar mı basit? Bu kadar mı lan dünya? Ağladım, evet. Her gece yastıklarımı dişledim. Halangillere gittiğimiz günü hatırla. Ne demiştin bana? Sonsuz olacağız! Bok olduk, bok. Bokun soyu olduk. Rezil olduk mahalleye. Mahalleyi skiyim de en kötüsü babama rezil olmam. Bana demişti adam; oğlum bu karı yanardöner. Hayır, o bir hanımefendi, demiştim. Neyimi beğenmedin? Sarı dişlerimi mi? Yaptırırdım. Yanlardan hafif açılmış saçlarımı mı? E, Piç Sezai kel. Ne buldun şu amk çocuğunda? Yandım ulan! Yandım lan! Yandım lan! Öldüm. Orospu kancık. Filtresiz, sahici kancık.

Ben de yürüdüm Sezai’nin babaevine. Biliyorum, orada kalıyorlar. Son bir kez görecem! Andım var, bebem için vurmuycam yavşakları. Kapıyı çaldım. Asiye açtı. Neden, dedim. Söz, dedim. Bir şey yapmayacam, dedim. Sen bir hiçsin, dedi. Öyle mi, dedim. Durdum, durdum. Birden uçtum. Göğe doğru ve hızla. O ardımdan mal gibi bakarken, ben kuşlarla dans ediyordum.

 

Onur Sakarya
Görsel: McKay

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir