Aslı Gibidir

hayatın kıyısına ilişmiştik
her an gidecek gibi
ateş almaya gelmiştik
ateş alıp, ateş olmaya
saçlarımızdan tutuşmaya

açık bir yaraydı kalbimiz
üfleseniz acırdık
üflerdiniz
o kadar acırdık ki bazen
bastırsın diye açtıklarınızın sızısını
kendi yaralarımızı açardık

uzak gezegenlerin
sürgünleriydik dünyanıza
aynı havayı solurduk
siz nefes alırdınız, biz esef
kurulamazdık
sığınamazdık hiçbir koltuğa
mahcup
ilişmiştik diyorum ya hayata.

aynı yollardan geçerdik
otobanlara varırdı sizin yolunuz
bizimki patikalara
kaybolurduk
kanımızdan izler bırakırdık ormanlara
kokumuzdan bulurdunuz bizi
koparırdınız lokma lokma

bir küçük gölgeye sığdırmazdınız
deliden yaftalar takardınız
boynumuza

sözcüklerimiz vardı yalnızca
şifalı otlar gibi sürerdik
bilmediğiniz yaralarınıza
gülerdiniz, söverdiniz
ve hatta döverdiniz
biz gider ellerimize küserdik
siz eril hevesler büyütürdünüz
biz, heveslerimizi kuyulara üflerdik
sedamız duvarlara çarpıp döner
yüzümüzde kırılırdı
titrerdik

İlişmiştik kıyınıza
üzgün uzaklıklar salınırdı aramızda
yüzümüzün yarısını salkım söğütlere teğeller
yarısını fırlatırdık boşluğa
ah, kaç kırlangıç ölüsü sığdırdık
göğüs boşluğumuza
bilseydiniz
kırlangıç fırtınası olurdunuz soyumuza.

soyumuz,
ömrünü uzun intiharlara yatıran
kalemini kanına batıran
özünü sözüne kanırtan
kadınlardan gelirdi.

kanımıza susardınız
her gün ölürdük
susardınız

Rabia Mine
Görsel: Nicole Erfan – “Take Me Away”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir