At

-Biz nasıl adamlardık lan Lütfü?

-Sahi, nasıl adamlardık be ağbi?

-İyi adamlardık be koçum.

-Sahi, iyi adamlardık değil mi be ağbi?

-İyi adamlardık, iyi adamlardık. Sonra et bozuldu. Süt ve ıstırap. Ellerimizde demirden ilahiler. Kan bozuldu. Bir ateşin etrafında dönen uzay böceği ve kâğıttan çiçekler. Yüzlerimiz bir arabayı daha solladı. Bir arabayı daha ve bir arabayı daha… Motor inledi. Gök kenetlendi. Sonra can bozuldu. Ilık turunculardan oluşan bir yaz mevsimiydi. Sokağa çıkıyorduk. Hooop, bir başka sokak. Biz sokakların piyonuyduk be oğlum, biz sokakların uçurumuyduk. Her daim boşluğa düşürülen. Senin hiç içine uçurum düştü mü lan Lütfü?

-Gerçek uçurum mu be ağbi?

-Gerçek ve mat ve cam ve makas ve kelimeler. İşte böyle böyle bir sancıyı daha gebe bıraktık. Yüzümüzün yanmasından anla, kuşların susmasından, ellerin uçmasından, otomobil reklamlarından, sarı ışıklardan, göz çiçeklerinden, duru maviden, çelik ve aydan. Anla işte lan Lütfü; dünya bizi becerdi.

-Rakı koyim mi be ağbi?

-Koy Lütfü koy. Ufuktan atlılar geçene kadar içeceğim!

Onur Sakarya
Görsel: A. J. Frena – “Horses”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir