Hiç merak ettiniz mi; son zamanlarda neden en “şiir” gibi şiirler Kürt coğrafyasından geliyor? Neden suyun batı yakasının çocukları ya şiir yazmayı – ve de okumayı neredeyse hepten bırakmışken; ya da sponsorlu, bienalli,  küratörlü, genellikle büyük şirketlerin adıyla birlikte anılan etkinliklerde vücut bulan “şiirimsi”lere yönelirken (teslim etmek gerekir ki şiir,Read More →

     Bu mayıs 41’ime basacağım umuyorum. Kırkım çıkmış gibi hissetmeme bunun sebep olduğunu düşünmek istesem de ben, her gün olan biten “yeni” bir şey (gerçi yeni, sürekli tekrar etmez kendini, etmemeli, etmeyendir ya neyse) kırk yıldır doğru bildiklerimin eğri olduklarını yüzüme çarpa çarpa geçip gidiyor. Yaşanmışlıklar gibi bir iz bırakıyorRead More →

     Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi’yi, vefatının 100. yılında anmak ve bu vesileyle Türk edebiyatına kazandırdığı başyapıtı “A’mak-ı Hayal” (Hayalin Derinlikleri) üzerine, -konusunun genişliği ve derinliği itibarı ile bize müsade ettiği oranda- laflayabilmek fırsatını elde ettiğim için onurluyum.       Bilindiği gibi Filibeli Ahmed Hilmi, cesur bir fikir adamı, mutasavvıf ve önemliRead More →

Gün batarken kızıl taşların tam ortasına ekilen bir çift soluk hayal et Yanına bir çift de göz Ölümün kusursuz planlayıcısının vaz geçemediği bir hazzı ele al mesela Kirli bir topraktan ibaret milyarlarca yabancının üstüne suçlu gözlerle bakıyor olmalarını da ekle hemen Tüm bakışların, kendilerini unutup suçlu diye bağırdıklarını düşün oRead More →

Yavaşça hapsedilmekteyim kendi tarafımdan biraz daha kendime. Derinlerime doğru biraz daha hapsedilmekteyim. Bu evin dışında, dışarıda hiçbir şey yok. Uyku yok mesela, dinlence yok, sessizlik yok, işe yarar hiçbir şey yok.   Soyunmak gerek, bilirsin. Hani şu anadan üryan dedikleri cinsten soyunmak gerek. Ne varsa bize ağırlık yapan, ne varsaRead More →