Bir Güneş Batışında

Bir Güneş Batışında

Seviyordum onu. Uzaktan ama. Bembeyazdı. Dalga köpüğü gibi. Saçları küt, gözleri yeşil, yanakları Heidi gibi pespembeydi. Beni biliyor muydu? Sanmıyorum. Aşktı bu. Ellerini tutmak istiyordum. O kadarı bile kâfiydi. Açılamıyordum. Hep dalgındı. Uzaklardaydı. Ben de ona uzaktım, o da her şeye uzaktı. Konuşmuyordu fazla. Bir iki kelime. O kadar. Vücudu biçimliydi. Ne fazlası vardı ne eksiği. Yorgun gibiydi gözleri. Her daim sanki sırtında bir yükle dolaşıyor gibiydi.

O gün Korhanlara gittik. Birkaç arkadaş, bira müzik filan yaparız, dedik. Korhan 7. katta oturuyordu. Ev öğrenci işi. Herkes öğrenci. Müzik çalıyor. Espiri, şaklabanlık gırla. Derken salona o girdi. Elinde kuruyemiş tabağı vardı. Duvar dibine bağdaş kurdu. Heyecanlandım. Eridim. Söndüm. Bittim resmen. Biralıyım. Bir süre onu izledim. Çok güzeldi lanet olsun. Alkol kanıma karıştıkça bir cesaret geldi. Dedim ki, şu elimdeki şişe bitsin gideceğim bu aptal platonik davayı bitireceğim. Herkes birbiriyle konuşuyor. Ben ona vurgun bakıyorum. O, kuruyemiş yiyor. Tam gideceğim yanına, kız ayağa kalktı, gitti salonun büyük penceresini açtı ve birden aşağı atladı. İntihar etti.

Öldü lan. Betondan kazıdılar platonik aşkımı. Geberdim. Herkes geberdi. Şok oldum. Herkes şok oldu. O gün işte, o gün bir iki tahtam çatırdadı beynimde. Bir daha eskisi gibi olamadım.

 

Onur Sakarya
Fotoğraf: Lara Jade – The Escape

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir