Bunlar Hep Osmanlıca

Bunlar Hep Osmanlıca

Eskiden buralar hep dedelerimizindi, 623 sene bu toprakta kimse bilmez ne zeytin ağaçları yetiştirildiydi. Ne olduysa son yüz yıl içinde oldu. Cumhuriyet diye diktacı bir yönetim biçimi boy gösterdi. Kadın haklarından söz eder olduk, sendika filan gibi şeylerin aslı sanayi devriminin ardından geliştirilen komünist bir ütopyanın ağzı olsa da cumhuriyet döneminde topraklarımızda bir veba gibi yayıldı. Hey gidi şu eskiden…

Âsımın nesli epey değişti. Dedelerimizin mezar taşları başında haktan rahmet, ruhuna Fatiha, Neyzen’den hiciv perçemi okuyamaz olduk. Felsefe dahi yapılmaz bir dil bulduk. Cehape döneminin diktacı yönetimi etkisinde 140 karakterlik cümleler kurduk,  ‘’http’’ ile başlayıp birkaç satır devam eden veb adresleri kadar manalarda daraldıkça daraldık. biz ”Türk” iken öyle eski bir medeniyet de sayılmazdık  zaten, yerleşik hayata geçen Uygurları hele hiç tanımazdık. Medeniyeti ilk kez Akif’in dizelerinde duyduk. Tek tanrı inancı kabul görmeden evvel sözü edilen Gök Tanrı, aslında Osmanlı döneminde yaşamış, geçmiş ve gelecekte fiziksel sorunlar yaşamadan seyahat edebilen bir meczuptu.

Eskiden biz asimile ederdik azizim, şimdi asimile olanı oynar olduk. Bu konu üzere epey dertlendik ve siyaset yaptığımız yeni ve eksik dilde düşündük, daha derin düşünebilmek için binlerce zeytin ağacını kesmek zorunda kalıp, yerine acizane, bin odalı inziva evi kurduk. Felsefenin düşünsel bir eylem değil ekseriyetle dil ile alakalı olduğunu keşfettik.

Eskiden ne iyi anlaşırdık biz. Geçmişi olmayan bu yeni dil ile maskara olduk, rakı sofralarında. Lütfuna ermek içün söyle perişan olduk. Eskiden alkol falan bunlar epey günay şeylerdi, padişahlar çok yaşasaydı da ağzına haram sürmezdi. Esrik bir nesil türedi bu nesil ki ağacı sevip koruyan cinstendi; elimizi öpüp boyun eğselerdi belki berhudar olurlardı azizim amma akılsızlık ettiler biz de bertaraf etmeye ant içtik hamd-ü senalar olsun.

Eskiden Lale Devri’ydi, kapıldık ilk Avrupai hevese, lalezâr olduyduk. Şimdi kıskanmakta haksız mıyım Gülizar olduk. Ah o malum dili bilseydik şimdi, adını bile unuttuk. Farsça, Arapça ve Türkçe harmanından hem edebiyatımız böyle çiğ mi kalırdı. Bu ‘’yeni’’ dille ne felsefe ne edebiyat yapılıyor azizim, sayısız sanatçıya ucube heykeller yapmaması ucube edebi eserler vermemesi için ödenek bile ayırdık yetmiyor azizim yetmiyor. Ah o unutulmuş yazın dilimizi yeni nesle bir öğretebilseydik.

Gözümüze uyku girmiyor azizim. Ülke krizin eşiğindeymiş, dünya genelinde ekonomik kriz kol geziyormuş, biz bedelli askerlik çıkararak vatandaşa olmayan trafik cezaları, asfalt yapım ücretleri ödetiyormuş isek ne yapalım? Hep acımızdan efendim hem acizane evimizde, üzerinize afiyet inzivadayız da biz, neslimiz dedelerini tanısınlar, felsefe yapabilsinler diye dil türetiyoruz.

Çıkacak çıkacak azizim, felsefe yapan beşer çocuklu, fakir edebiyatında zirveyi öpecek koca bir halk çıkacak. Halkımızın desteği arkamızda olduğu müddetçe bizim eve daha kaç inziva balkonu daha çıkacak. Bunlar önümüzdeki yirmi yılın kalkınma projeleri azizim. Bekleyin çıkacak çıkacak bıçağı biraz daha kıvırın az kaldı isyan çıkacak.

Ama çıkacak çıkacak aziz kardeşim.

Çıkacak!

Septifelzen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir