Büyücü

Sene bindokusyüsdoksanaltıda sağ kanattan çiçeği kaptığım gibi huzuruna çıktım. Tam on beş yaşında 50 kg’lık bir hüzündüm. Bir gün belki, dedin. 25’lik bir delikızdın. Ondan on sene sonra koynunda bir konfeti gibi patladım. Âşıktım. Serseriydim. İçiyordum. Bir gün bana kapıyı gösterdin, evlenecektin artık. Bebeklerden filan bahsettin. Altın fiyatlarından ve beyaz kumaşlardan.

Bir bodrum barı buldum, içmeye başladım. Tuzlu fıstık ve alkolik fosilleri. Klarnet ciğerimi deşti. Klarnet bir tarafıma girdi. Yerlere attım kendimi, ağladım. Getir, getir, bir Arjantin daha, dedim. Bir 50’lik daha. Fıçı bira. Sidik kokusu ve patates kızartması esansı. Bir adam geldi yanıma. Yaşlıca. Biliyorum, dediklerimin hiçbiri acını hafifletmeyecek, ama sen bir büyücüsün, iksirini hazırla ve devam et, dedi. Büyü. Ben bir büyücüydüm. Hem önce hem ondan sonra. Fışkıran bir yaşam kaynağı büyücüsü.

Bardan çıktım. Sokakta birileri müzik yapıyordu. Köşedeki tekel bayiden bir Efes Güneşi sardırdım. Müziğe doğru kaydım. Tüm nöronlarım müzikle sarsıldı. Deliler gibi dans etmeye başladım. Bir yandan şarabımı yudumluyordum, bir yandan da tüm uzuvlarımı boşluğa doğru sallıyordum. İspanyol’a. Akdeniz ve sevimli sekssizim. Ben bir büyücüydüm. Banka oturdum ve bir fırt daha aldım şaraptan. Şişeyi kenara koydum. Birden bir evsiz bitti dibimde. Kalk oradan, orası benim evim, dedi. Üstelemedim, hemen kalktım. İçimde acıyla harman olmuş bir coşkunluk vardı.

Yürüdüm. Yürüdüm. Ona benzeyen bir kadın gördüm. Siz o musunuz, dedim. Git buradan, polis çağırttırma bana, dedi. Hayat akıp gidiyordu; bunu en derinimde hissediyordum. Zamanı somut olarak hissediyordum. Bu beni delirtecekti. Yürüdüm. Şarabım bitmişti. Bir tekel gördüm. İçeri girdim. Bana bir kutu Tuborg ve biraz teselli, dedim adama. Kutu Tuborg okey fakat teselli karaborsada, dedi. Birayı hemen açtım, yürümeye devam ettim. En sonunda bir Atatürk heykelinin önüne çömeldim. Birayı bir dikişte bitirdim. Gözlerim alkol saçıyordu sanki. Sızıverdim. Ertesi gün öğlene doğru uyandım. Başım ağrıyordu. Önümden ayaklar geçiyordu. Binlerce ayak. Bir baktım, yanıma bir sürü para koymuşlardı ve koymaya devam ediyorlardı. Beni bir dilenci zannetmişlerdi. Ayağa kalktım, üstümü başımı silkeledim. Paraları yerden alıp etrafa fırlatmaya başladım. Tüm gücümle bağırdım: “Ben bir dilenci değilim, ben bir büyücüyüm. Bir yeni çağ büyücüsü.”

 

Onur Sakarya
Görsel: Luca Gerda László  – “We Reach for Infinity”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir