Tevellütleri 30-40 yıl öncesine dayananlar bilir, eskiden hemen her semtte bir ‘Şen Kasap’ vardı. Bir ademoğlu, bir kasap tükânı açmaya kalktı mıydı genelde adını ‘Şen’ koyardı. Büyük şehirlerde küçük esnaf azalıp büyük marketlere geçildiğinden beri İstanbul’da rastlamıyorum ama muhtemelen Anadolu’nun birçok ufak şehrinde ve kasabasında hâlâ mevcuttur. Çoğumuzun gözleri elindekiRead More →

Anadolu’da ‘gelinlik yapmak’ diye bir gelenek vardır. Bir kızın evlenip gelin gittiği evde, hele bir de o ev ‘kaynanasıgillerin’ eviyse, kayın babası ve evin diğer büyük erkeklerinin yanında yıllar boyunca sadece fısıldayarak konuşmak zorunda olmasına ‘gelinlik yapmak’ denir. Çocuktum, Sivas’ta ailece yaptığımız bir akraba ziyareti esnasında gördüm bunu ilk kez.Read More →

Geçtiğimiz günlerde genç bir kadın, mesleği olan öğretmenliğe atanmadığı için bunalıma girerek intihar etti. Ardından her kesimden insan meşrebince söylendi; “İyi olmuş, bir solcu eksildi, cehennemliğin tekiymiş zaten,” diyen vicdansızından, “zayıflığını” yargılayan sözde aydın duyarsızına kadar her kafadan bir ses çıktı. İntihara övgü dizmiyorum; ne var ki intihar edenlerin klişeRead More →

hayatın kıyısına ilişmiştik her an gidecek gibi ateş almaya gelmiştik ateş alıp, ateş olmaya saçlarımızdan tutuşmaya açık bir yaraydı kalbimiz üfleseniz acırdık üflerdiniz o kadar acırdık ki bazen bastırsın diye açtıklarınızın sızısını kendi yaralarımızı açardık uzak gezegenlerin sürgünleriydik dünyanıza aynı havayı solurduk siz nefes alırdınız, biz esef kurulamazdık sığınamazdık hiçbirRead More →