Eminönü iskeleye inince balık ekmek yemeyene tuhaf tuhaf bakarlar, ama Kıbrıs’ta, Ege’de kıyıdan beş on adım içeride yanında yüzerler ama, membaında tırım tırım aranır balık bulamazsın. Tuhaf memlekettir bizimkisi. Tuhaftır ki, öyle sınıfsal mücadelelerin tarihini fabrikalar, işçi sendikaları, grevler, lokavtlar üzerinden falan okuyamazsın hayatın içinde; sahilde kuma yazılmış gibidir tarih,Read More →

Herkes aynı soruyu soruyor: “Or’da ne işin var?” Gerisi çorap söküğü gibi geliyor soruların; n’apıyorsun ki or’da? Yani amaç ne? Neden or’dasın? N’apmak istiyorsun? Olmamam gereken bir yerde, olmamam gereken bir zamanda “podof!” diye zuhur etmişim sanki. Süper güçlerim varmış gibi hani, çat orada, çat burada, çat kapı arkasında. “AyşeRead More →

Öyle güzel yokum ki, çekirdekten yeşertip toprağa vereceğim limon, turunç fideleri yetiştirip sessizce yazıyor, biriktiriyorum. Bütün yazdıklarımı istese de istemese de ben de ölünce ihale üstüne kalacak olan kardeşime ve muhtemel yeğenlerime bırakıyorum. Aşktan, ihanetten, huzurdan, sadakatten, ikiyüzlülükten ve dostluktan da payıma ne düşmüşse aldım hayattan. Gerçi hep söke sökeRead More →

Size bir şey diyeyim mi? Yaşıyoruz sanıyorsunuz. Bugün bir şok yaşadım; Allah C.C. düpedüz dalga geçti, bizatihi arayıp nanik dese bu kadar etkili olmazdı; zaten o yüzden aramıyor hiçbirimizi, böyle dolaylı vuruyor kafamıza. Bir ev baktım. Tek katlı, küçürek bir şey. Zorlasan 100 liradır ev. Meğer mülk sahibimiz hemen yandakiRead More →

Rüyamda bölüm sonu canavarını gördüm. Rakı masasındaydı. “Bir klonu çok sevdim, o beni hiç sevmiyor,” diye şarkı söylemeye başladı gökten bir mikrofon sarkıp, ay bir disko topuna dönüşünce. Ayrıca bıyıkları yerlere kadardı ve tek başına zıkkımlanıyordu. Birden bire olunca bütün bunlar, ilkin irkildim tabii, ama sonra kendi kendime mırıldandım sırıtarak:Read More →