Hayatım boyunca “Türkler film çekemiyor yavvv!” yaftasıyla karşılaştım. Her karşılaşmada aklıma gelen dört beş as yönetmenden biri oldu Orhan Oğuz. Onun “Her Şeye Rağmen” filmini izlemeden Türk sineması hakkında genel geçer bir yargıya varmanın kurgulu bir ön yargı olduğuna inandım. “Dönersen Islık Çal” Türk sinema tarihinin kült eserlerinden biri oldu.Read More →

Umurumda mı, aya ilk hangi ayağıyla bastığı Armstrong’un ki, Adem’dir elmaya ilk yenik düşen, Yusuf’un gömleğine sürülen kan kadar insanda merhametten anladığım. Bir elmayı ısırıyorum, dişleri kanıyor Adem’in kemikleri kadar, beni kan tutuyor. Tanrım gökten martı yağdır. Güzel adamlar, güzel kadınlar ve güzel çocuklar Tanrı’nın bir lütfu, diyor annem. AnnemRead More →

  …Ses çıkarmaya karar verdim: Ben, eski sevgilimi tabancayla öldüreceğim. Benim dedemin tabancası vardı. O da ölü. Hep anlatıldı: Deden seni şöyle severdi, böyle severdi… Yemeğini hızla yer kalkar, beşiğinin başında sivrisinekleri kovardı diye. ‘O’ da dedi ki, eski sevgilim yani: “Ben sana ne dediysem aslında kendime dedim.” Neden bilmem;Read More →

Geçtiğimiz günlerde genç bir kadın, mesleği olan öğretmenliğe atanmadığı için bunalıma girerek intihar etti. Ardından her kesimden insan meşrebince söylendi; “İyi olmuş, bir solcu eksildi, cehennemliğin tekiymiş zaten,” diyen vicdansızından, “zayıflığını” yargılayan sözde aydın duyarsızına kadar her kafadan bir ses çıktı. İntihara övgü dizmiyorum; ne var ki intihar edenlerin klişeRead More →

Burayı satın aldığımda gençtim. Gençtim diyorum ama o sıralarda çok eski bir arkadaşımla buluşmuş, şarap içip sohbet ederken sanki çok şey biliyormuşuz gibi yaşlılık hakkında epeyce konuşmuştuk. Kendimizi yaşlı sanıyormuşuz. Bundan kırk ya da elli yıl önceydi bu. O zamanlar yaşlı olsaydım, şimdiye çoktan çürümüş olmam gerekirdi. Gençtim. Gençtim veRead More →