Şimdi düşünüyorum da, her şey o gripten sonra başladı. Sadece gripti. Fethi de, Emel de bunu eşime söyledi. Ama ben ona, Fethi’nin sadece göz doktoru olduğunu, Emel’in de çok bilmiş bir beyin cerrahı olduğunu, onkolog olanın ise ben olduğumu ve kesinkes akciğer kanseri olduğumu söyledim. Sadece griptim. Sevil, avuçları yanaklarında,Read More →

Neden sürekli aynı hatalara düşüp defalarca ama defalarca aynı hatayı, farklı farklı gerekçelerle kendimize açıklamaya çalıştığımız halde, “başka bir hayatta” her şeyin “başka” olacağına inanırız ki? Belki de “başka hayat” diye bir şey yoktur. Belki de bizim, “başka bir hayat” diye tanımladığımız o şey sadece bu, biricik varoluşumuzun, farklı çeşitlemelerindenRead More →

Bana güneşin lütufkar kolları uzatıldığında Geri çeviremeyeceğim bir turuncu rengi de sunulmuş oldu Evrak kağıtlarından, çekmece diplerinden ve toplantı buharlarından daha sahici bir hisle bana gelen Bir turuncu, gök kuşağının kaderini ve istikametini elinde tutan Onun koca gözleri, dünyayı biraz daha silindir kılıyor Köküldüğüm misketler, onun hektarsız gözlerinde Hepsini birdenRead More →

Bir buçuk günün kaç saat ettiğini hesaplamaya çalışıyor parmaklarıyla. Ayak parmaklarını da kullandı ama yetmeyince yerden çakıl taşları toplayıp, devam ediyor hesabına. Sonunda sonuca ulaşıyor, dayısının hediye ettiği tavşanlı saatine bakıyor, durmuş. Aslında otuz sekiz saattir buradalar. Yüzlerce araç, binlerce insan, onun daha önce hiç görmediği kadar geniş bir araziRead More →

Yapabilecek iki şey vardı; ya yol parasını edebiyat dergilerine verecek ve gittiği yerden nasıl döneceğiyle ilgili yeni ikişer seçenek düşünecekti ya da bir dergiyi almayacaktı. Oysa o, hepsini alması gerektiğini düşünüyordu çünkü iki seçenek vardı; ya yazdığı öykülerden biri nihayet bir dergide yayınlanacaktı ya da artık vazgeçecekti. Onun için yaşamakRead More →