Size de oluyor mu, boğulduğunuzu hissediyor musunuz zaman zaman distopik, fantastik hikâyeler arasında; vampirler, mitolojik anlatılardan fırlamış yaratıklar, türlü çeşitli uzaylılar, istila, felaket senaryolarından? Evet, biliyorum çok tutuluyor, seviliyor bu gibi fantastik öğeler barındıran yapımlar sinema ve televizyonda belki de son 10 yıldır, gitgide yükselen bir ivmeyle, ama bir yandanRead More →

Şu, Celine’in en bilindik romanı, Gecenin Sonuna Yolculuğu bitirdiğimde kendimi en yakın hava alanının, dış hatlar terminalinde buldum. Afrika’ya seyahat etmeyi, henüz kitabı bitirmeden kafama koymuştum. İçimde ilk kez yurt dışına çıkıyor olmanın heyecanıyla uçağa bindim ve yaklaşık on saatlik yolculuğun ardından, Güney Afrika’nın Johannesburg şehrine indim. Johnnesburg’un diğer birRead More →

Yeni Latin Amerika edebiyatının geçmişi çok eskilere gitmiyor, çok çok elli yıl gerilere götürebiliriz bu edebiyatı. Bağımsızlık savaşının birinci aşamasında Avrupa egemenliğinden kurtulduktan sonradır ki bu ülkelerde bir sanat ve edebiyat özgünlüğünün başladığına tanık olabiliyoruz. Yine de olup bitmiş değildir bu. Bir oluşum süreci içinde sürüp gitmektedir. Hakçası, Latin AmerikalıRead More →

Erlend Loe’nun Dopller’i hakkında bir yazı yazmaya oturduğumda aklımda birçok soru işareti vardı. Bu soru işaretleri daha okurken belirmişti hatta. Birincisi, yazdıkları tv dizisi falan olmuş, popüler kültüre bunca bulaşık bir Norveçlinin kitabı hakkında yazacaktım. İkincisi Doppler bir erkekti, hatta tabiri caizse ki bence caiz, “sapına kadar erkekti” yer yerRead More →

  Yıllar önce bavulu ve umutlarıyla geldiği ülkenin en önemli yazarlarından biri bugün Rafik Schami. Kendisiyle çocukluğundaki Şam‘ı, öykü anlatıcı-larını, Türk edebiyatını, Suriye’yi, yeni kitabını, özgürlüğü konuştuk.   Söyleşi: Meltem Demir Slonate     Sayın Schami, 44 yıldan beri Almanya’da sürgünde yaşıyor, öykülerinizde ise sürekli Şam’a geri dönüyorsunuz. Bu sizinRead More →