Cehenneme doğru bacaklarını açıp bir sigara yaktı ve birkaç şeytan “çok sıcak” diye, içinden koşarak kaçtı kadının… Aklına ilk geleni yapıp göğüslerini kopardı ve jiletle parçalara ayırıp bölüştürdü adamlara. Eğildiğinde göğüs dekoltesi veremiyordu artık. Yetinmedi ve babasından miras kalan başındaki papatyaları bir kenara fırlatıp, ateşten bir taç taktı kendi başına…Read More →

Ey bilgeler…. ruhumun şarkı söyleme üstadları olun. William Butler Yeats’in ‘Bizans’a Yelken Açmak’ şiiri, İstanbul’u hiç görmeyen biri için, farklı bir tınıda farklı bir İstanbul şiiridir. Yeats bu şiiri, söylendiğine göre, İtalya’daki Ravenna Mozaikleri’nden etkilenerek yazmış. Besbelli Adriyatik’e bakarak Boğaz’ı ve bu eski’meyen’ toprakları hayal etmiş… Şiir çok güzel elbette.Read More →

Yağmur şiddetini büyük bir sis bulutu eşliğinde giderek arttırdı. Sanki bu gece, bu şehirden ve bu şehirde yaşayan tüm varlıklardan nefret eder gibiydi. O ise başı öne eğik, elleri ceplerinde yürüyor, bir yandan da açık bir kapı bulabilme umuduyla teker teker apartman kapılarını kontrol ediyordu. Tek istediği bu geceyi atlatabilmekRead More →

Aşağıdaki yazıyı 19 Temmuz 2013’te yazdım, belli bir duygu ve düşünce durumunun kaydı olarak değiştirmeden bırakıyorum. Ama en başa küçük bir not koyuyorum kendimce güzel bir okur için: Hiçbir yer ütopya değildir, asla yerleşme göçmen ruh! Bugün size Macbeth usulü kanlı menemen tarifinden, kadınlar, aşklar, şarkılara, oradan Şirince’nin tozuna toprağına,Read More →