Parmakları acıyor. Duman altı bir oda, iki sedir bir soba. Sedirler evin iki çocuğunun yatağı aynı zamanda. Hep gece yarısı gelir adam ve gelişini izleyen o on dakika, değiştirir odanın kokusunu. Halbuki daha bir saat önce mandalina kabukları koymuştu sobanın üzerine çocuk, ağzında hâlâ turunç tadı, unutmuş adamın birazdan geleceğini.Read More →

“Anne, Bak, düğünümdeyim. Sahi, düğünler niçin yapılır? Kefen ve gelinliğin rengi neden aynıdır? Evlilik ölümün bir biçimi midir? Hatırla, sence neden hiç sevmedim bizim dünyadaki düğünlere gitmeyi? Neden genç kızların arasında, halaylarda, oyunlarda hatırlamazsın beni? “Bak hele, ailesi burada, kız gelmemiş, yoksa oğlanda gönlü mü vardı derler, ayıp.” Ah şuRead More →