Burayı satın aldığımda gençtim. Gençtim diyorum ama o sıralarda çok eski bir arkadaşımla buluşmuş, şarap içip sohbet ederken sanki çok şey biliyormuşuz gibi yaşlılık hakkında epeyce konuşmuştuk. Kendimizi yaşlı sanıyormuşuz. Bundan kırk ya da elli yıl önceydi bu. O zamanlar yaşlı olsaydım, şimdiye çoktan çürümüş olmam gerekirdi. Gençtim. Gençtim veRead More →

Hayat kısa düşmüş pas gibi; koşup yetişmeye çalışıyoruz habire, hep başa sarıyor pozisyon. Yetişsek, ah bi’ yetişsek uçarak kafa atacağız belki, belki gelişine bi’ vuracağız ki Allah Allah! Ama sürekli tekrar ediyor başa sarıp. Biz her tekrarda yeni yeni son vuruşlar planlasak da top hep kısa düşüyor. Hayatsa son vuruşuRead More →

Geçen bölümde… Yumdu gözlerini cidden. Tuttum bıyığından, var gücümle asıldım. Cırt! Bıyık elimde kaldı. Kemanlar sustu. Işıklar yandı. Kasiyer kız bakışlarını bana çevirdi. Bu sefer hiç de büyülenmiş gibi falan değildi. Gerilerden biri bağırdı: “Yakalayın, Aysel’in bıyıklarını çaldı!” Bıyıklar elimde sokaklar boyu koştum. Bir ara dönüp baktım; peşime köpekler takılmış.Read More →

Geçen bölümde… “Raşit Amca’nın apartman arası dediği yer bizim apartmanla yan apartmanın arasında kalan küçük, çıkmaz bir sokakçık. Soluğu “arada” aldım. Raşit Amca paytak adım yaklaşıyordu ama ben sabırsızdım. “Raşit Amca n’oluyor?” “Sen delirmedin mi daha?” diye sordu. “Ben deliyim zaten Raşit Amca,” dedim gülerek. “O da doğru!” dedi. “SağolRead More →

Sabah feryat figan, kavga kıyamete uyandım. Hemen pencereye koşup kafamı dışarı çıkarttım. N’oluyor yahu, demeye kalmadan pişman oldum, iki çürük yumurta, bir domates suratımda patlayınca. Pencereyi kapattım tabii hemen. Camlarda temiz kalmış boşluklardan görebildiğim kadarıyla seyretmeye koyuldum olan biteni. Sille sülale, bütün millet sokaklara dökülmüş; don atlet koşturanları mı istersiniz,Read More →