Bir sabitin, çivinin başını gömer gibi tepesine sertçe vururcasına bir kez daha altını çizelim: Yıllardır söyleyegeldiğim, yazdığım gibi Gülen Cemaatine ve diğer tüm din temelli öbekleşmelere karşı oldum, olacağım. Cemaat önderleri denen şeyhler, hacılar hocalarla istişare eden Cumhurbaşkanı profiline karşı olduğum, olacağım gibi. Bir insana dini inanışının sorulmasının bile çok büyük bir ayıpRead More →

Bazen artık büyüdüğünü fark edersin ya hani, en çok da oyun oynayan çocukları seyrederken gelir başıma benim bu. İçimde çok eskiden kalma, ama kuvvetli bir his uyanır ki, sanki kabuk tutmuş bir yaranın kaşınıp yeniden kanatılması gibi bir hatırlama ânıdır bu: Cezalandırılmış, eve tıkılıp kalmışım ve arkadaşlarım sokakta oyunlar oynuyorlarmış… Geçer gider sonra,Read More →

Merhaba, ben Kemalist Cumhuriyetin Kemalist edemeden yetiştirdiği son kuşaktanım. Zaten ömrüm hep sonlara yahut ilklere tanıklıkla geçti. İlk kadın başabakandan tutun da memlekete kesin dönüş yapan Alamancılara, kasetlere, teyplere, telsizlere, harçlıklarımızı yatırdığımız video oyunları dükkânlarına, beta-vhs videolara, enflasyondan develüasyona, oradan koalisyona ve dahi konsolidasyona kadar… Ankesörlü telefonlara jeton sarkıttım, kartlarınRead More →

Yeryüzünü, görünmez kırmızı çizgilerle parçalayıp işgal eden, insanların diledikleri yerde yaşama, ölme hakkını gasp edenler “devletlerdir.” Hangi yönetim biçimi, bayrak ya da uydurulmuş kutsallara tutunuyor olursa olsun, hiçbir devlet yeryüzünün, insanlığın mecburiyeti olamaz… Bu mecburiyet hissini, handiyse Anadolu kasabalarından bozma şehirlerindeki adları otomatik olarak Cumhuriyet olan ama aslında Mecburiyet CaddelerindenRead More →