Anladığından emin değilim. Ölüyorum. Bütün sohbetler karaya oturdu. Tüp yine bitti. Alışkanlıklar yarım kaldı. Ye artık bir şeyler. Yemeğin soğudu. Sonra parklardaki taşları boyarız. Sonra kış gelir. Sonra bahar. Sonra ben ölmüş olurum. Ellerimi bırakma. Sonra gidersin. Bütün işlerini bir kenara salla. Hayattan biraz izin al. Sonra gidersin. Sonra kuşlarRead More →

Çakmaklar… Kayboluyordu. Evin içinde bir yerlerde çakmakların kurduğu bir ülke olduğuna yemin edebilirdim. Apartmanın köşesindeki tekelden 1 liralık sarı bir çakmak almıştım. Bir hafta üstüne titredim. Kaybetmemiştim ve bir beleşçiye de kaptırmamıştım. Zaten iki durum vardı çakmaklar için. Ya çakmak hırsızları ya da başını alıp giden özgür ruhlu çakmaklar. MerakRead More →

En sonunda bir yol ayrımına geldim. İki seçeneğim vardı. Ya soldaki, ya sağdaki. Yol ayrımından hemen önce bir otobüs durağı vardı. Durağın bankında oturan yaşlı bir adam gördüm. Yanına gittim. Hangi yoldan gitmem gerektiğini sordum. O da kendisinin de bilmediğini ve bu ikileme son vermek için otobüs beklediğini ve ilkRead More →

Hayatın sırrı neydi ulan? Evine gittim. Gitti Allah’ın belası, dedi babası. Silahına davrandı. Araya anası girdi. Arayacağım, bulacağım onu, dedim. Sktir git, ne haliniz varsa görün namussuzlar, dedi babası. Anası ağlıyordu. Kapıyı suratıma çarptılar. Layla Gazinosu’na ona bakmaya gittim. Yok, dediler. İçeri bir şekilde girdim. Oradaydı. Kons olurum daha iyi,Read More →

Kartal bey çok otomobil gördüm sizi reno tx Çılgın dansında Alev’in disko topu dikiz Malı Kâmil indirdi limana ses kes Ayaklarında çimentodan teneke vita, bir dilim deniz Güldüler, çektiler duman, dövdüler taşra kızı Filiz Erol taşa vurdu bu sefer tokmağı, Kartal Bey hızır Karaköy’den Taksim’e çizgi çekti kokainle iz Yeşilçam,Read More →