”O hep Naxos adasında intihar edecek kadına aşıktı, sonra her şeyden şüphelendi ve çok eski bir lahitin içine gömdü kalbini.” – Kyklodlar 2018 Optimum – Yanından geçerken masasına bir not bıraktım bana bakıp, daha da ağladı, yüzüme bakıp, her sevgi içinde bir ölüyü taşır, dedi.. Sırtımı döndüm ve uzaklaştım ZincireRead More →

  Hele Çimense bu İnsan da değil hani bu, bildiğin çimen. bir dünya bir boy çimense hele ki bir orman boyuysa bu bazı geceler bitmeyen hece… Sonsuz, dipsiz ve nasıl derindir ki çimen ben onu hiç tanıyamam. aşksa adını andığı yaşam hele ağzından damlayan bal, şak diye kesilmişse gecede, ORead More →

          1990 başları, belki ortaları bilemedim. Asmasımescit’deki Yakup. Liseden arkadaşlarla giderdik bebeyken başlarda, sonra değişti, kapandı gitti elbette. Esnaf lokantası gibi gözükse de çok güzeldi yemekleri, ortamı falan. Güzel, dinlemesi eğlenceli muhabbetler olurdu; sessiz, kulak kabartır dinlerdik. Edebiyatçı, şair, sahaf abiler, sessizce bazen de şiirli, çoşkuluRead More →

Yaşadıkça PAZAR sabahlarından daha fazla zevk alıyorum. Belki de bunun nedeni ilk uyanan kişi olmanın getirdiği sessiz yalnızlık ya da işte olmak zorunda olmamanın sağladığı sınırsız mutluluktur. Her iki durumda da, PAZAR sabahının ilk birkaç saati en çok zevk aldığım anlardır. Birkaç hafta önce bir elimde bir fincan kahve, ötekiRead More →

Sonsuzluğun rengi kahverengiymiş. Ne yazsam eksik kalır hissettiklerimi ifade etmeye. Eksik meksik, bu büyüyü yaymayı en azından denemek zorundayım. Başıma daha önce böylesi gelmemişti. Durmadan bakışıyoruz. Dakikalarca. Bi’ köy yolunda durmuş, gideceğimiz yeri bulmaya çalışırken bakışmaya başlıyoruz mesela. Ve hayat duruyor. Başka hiçbir şeye gerek kalmıyor. Bakışıyoruz. Gideceğimiz yerin önemiRead More →