Zihin akışıyla 45 dakika: Bugün ağladım; sevenim varmış diye ağladım. Çok yorulmuşum. Hep cebimde ip yumağı. Gitsem de peşimde sürüklemişim. Ki olur ya takip eder de gelirsiniz diye. Kapıları kapamışım ama anahtar deliklerinden, aralıklardan, anahtar deliklerinden sızmışım. Beni toplayın diye. Yumağım bitti. Oyalanacak bir şeyim kalmadı. Ve bu korkunçtu. ÖnümdeRead More →

“Anne, Bak, düğünümdeyim. Sahi, düğünler niçin yapılır? Kefen ve gelinliğin rengi neden aynıdır? Evlilik ölümün bir biçimi midir? Hatırla, sence neden hiç sevmedim bizim dünyadaki düğünlere gitmeyi? Neden genç kızların arasında, halaylarda, oyunlarda hatırlamazsın beni? “Bak hele, ailesi burada, kız gelmemiş, yoksa oğlanda gönlü mü vardı derler, ayıp.” Ah şuRead More →

Yarım saat önce, Govan Mbeki Caddesinin diğer tarafından bulunduğum muhite doğru üç el kurşun sıkıldı. Kurşunlardan biri, yanımdaki barakanın bir duvarını delip, öteki duvarından çıktı. Kurşunlardan bir diğeriyse, astığı çamaşırları toplayan ihtiyar bir kadını omzundan yaraladı. Şanslıydı kadın, kurşun yalnızca sıyırmıştı. Eğer saplansaydı, onu şehir merkezine götürmek için, araba bulmakRead More →

Rüyamda bölüm sonu canavarını gördüm. Rakı masasındaydı. “Bir klonu çok sevdim, o beni hiç sevmiyor,” diye şarkı söylemeye başladı gökten bir mikrofon sarkıp, ay bir disko topuna dönüşünce. Ayrıca bıyıkları yerlere kadardı ve tek başına zıkkımlanıyordu. Birden bire olunca bütün bunlar, ilkin irkildim tabii, ama sonra kendi kendime mırıldandım sırıtarak:Read More →

Bu patikayı ben yürüdüm buraya. Bugün, sorsan en haz etmediğim insan için bile, şimdi anlıyorum be seni, diyebildiğim bir ânı yakalayabiliyorsam korkmalıyım belki İstiklal marşı korkma, dese de. Çok içiyordu mesela, Allah’ın günü içiyordu ve ben, ben buradayım, niye? diye soruyordum. Oysa fark etmiyormuş bir yerden sonra sen kimsin, benRead More →