çatırdıyor zaman neyin savruluşu bu kontrolden çıkmış üreyiş kasvet.. banklar taş kesilmiş. boşanıyor zincir neyin dönüşü bu tarifsiz bir titreyiş kasvet… taşlar bank kesilmiş. neyin nesi gözlerime inen bir kıpırtı ısırıyor bıyığımı tedirginlik… yükseliyor, kaplıyor, aşıyor. geriliyorum. yüce çözümsüzlük! ovuşturuyorum ellerimi sakin mi yüzüm silüetlerimde taş kesiği. uçuş! yürek hoplamasıRead More →

Devamlılık yok bu kozmosta, yoklama almıyor yavşak tabiat. Ormandayım ve yürüyorum.  İğfal edilmiş huysuz masallardan sinirli elmalar düşüyor başıma. Manhattan’da değilim ama her yerde hamburger ölüleri. Tahran’da değilim ama belli, bir şeyler yanlış gitti. Otopark mafyalarıyla arama gönül koyuyorum. Şezlonga uzanıp dünyayı bininci kez anlamıyorum. Bir şeyler iyi gidecek; birRead More →

‘bir’ Kahverengi tüyleri, ay ışığında yoluk, ıslak sokak köpeklerinin ruhları darbe ve telefon jetonu görmemiş mesnetsiz bir sevinçle yarışarak suda gelip, sarıp çevremi, endişeli bakışlarıyla sallanırken kuyrukları dediler ki hep bir ağızdan bana: Seni gördük, çıplaktın uykumuzda. Minareler deliyordu göğü evvel, sonra onları geçti cam kuleler, yağmurda kurudu denizler veRead More →

. kaşlarımı alsaydım kucağında, cüzdanınla alırdım oysa ben kestim, sana verdim parmak uçlarımı yıldızlardan falan bahsettin sanki; kıyamadım öyle ya kısa kalırdı sevişmek beş vakit, azdı dört mevsim azdı, on iki ay azdı, ‘çok’ azdı, ‘az’ azdı leş gibi imla kokan TRT Türkçesi aşklar falan ‘birazdı’ hepsi maval martaval bakıştı,Read More →

Cadde boyunca arabalar Travmatik akşamüstleri Gri renge boyalı bir gökyüzü Evden kaçabilmek için ceplerini kontrol eden bir çocuk Cepleri boş Ruh atlasları ve kapılarına kilit vurulmuş müzeler Aydınlık tarafın bedende açtığı yaralar Kağıt kesikleri İnce ince akan bir nehrin çağrışımı var kulaklarda Biten sigaralar üzerine yazılan şiirler Yarım yarım içilenRead More →