Temmuz 1946’da, Louis Réard adında bir Fransız terzi, kadın mayosunu ikiye bölüp, tarihin gördüğü en küçük hale getirdiği tasarımının sunumunu yapıyordu Paris’te. Heyhat, gelin görün ki, aynı günlerde A.B.D. de savaş sonrası deneme programlarının ilki kapsamında Marshall Adalarının birinde üçüncü atom bombası denemesini yapmaktaydı ve bütün gazeteler, radyolar bu nükleerRead More →

Yumuşak Giriş Türkiye’de LGBTİ edebiyatı üzerine yazmaya kalkışınca ne yalan söyleyeyim birkaç saniye içinde sevinçten, kaygıya, oradan da öfkeye savrularak dalgalandı ruh halim. Sevindim çünkü, “gey arkadaşları olanların” karaladıklarının LGBTİ edebiyatından sayıldığı cennet memleketimizde, benim kimliğimde ya da kendilerini kuir bireyler olarak tanımlayan birçok yazarın romanlarının, öykülerinin, üstelik başkarakterlerimizin dertleriRead More →