Bir türlü doğmayan günün ölüsü dilsiz kelebek. Düşledim yerinde olmayı; senin kadar ölmek için hiç değilse, karanlığı üflerdim kanatlarımla ben. Yerinde olsam küçücük olsam, uçsam, denerdim hiç değilse geceyle konuşmayı…     Janset Karavin Görsel: Michal Sosna ~ “3 3 Sad Boy and the Whore Story”Read More →

Balkondan attığımda kendimi Balkonun canı acıyacak Yerçekimi kanunu yok, yok burada Düşüşüm birtakım kanatları acıtacak   İçimde topu son dakika üst direkten dönen Tsubasa kederi Burger King’te terk edilmek bir miktar kapitalin zaferi Ayıktım, unutmuyorum Akşam yeşil yemiştim Sabah zifir kusuyorum   Söyleyin madam, söyleyin madem   Nasıl gider birRead More →

Siz de izlediniz mi Türkiye maçını dün? Ben biraz baktım. Burak, formasındaki ay yıldızı defalarca öpüp tribünlere göstererek oyundan çıkıyor, yerine bir başkası giriyordu o sırada. Sonra düşündüm; şu sahada bir tane Ermeni yok, bir tane Rum yok, acaba kaç Çerkes, kaç Kürt, kaç Laz var, varsa da var olanlarRead More →

Bazen artık büyüdüğünü fark edersin ya hani, en çok da oyun oynayan çocukları seyrederken gelir başıma benim bu. İçimde çok eskiden kalma, ama kuvvetli bir his uyanır ki, sanki kabuk tutmuş bir yaranın kaşınıp yeniden kanatılması gibi bir hatırlama ânıdır bu: Cezalandırılmış, eve tıkılıp kalmışım ve arkadaşlarım sokakta oyunlar oynuyorlarmış… Geçer gider sonra,Read More →

Şiddetli bir baş ağrısıyla beraber, ağır ağır gözlerimi açtım. Gözlerimi açar açmaz ilk işim ellerimi yüzüme götürmek oldu. Parmak uçlarımla önce gözlerimi, burnumu, çenemi, daha sonra da alnımı ve başımın üst kısımlarını tek tek dolaştım. Yüzümdeki organların hâlâ yerinde olup olmadıklarını kontrol etmek ister gibiydim. Hepsi yerli yerindeydi. Lakin parmak uçlarımRead More →