‘Çoğunluğunun psikotik ya da nevrotik davranışlar sergilediği, türlü-türlü ilaçlar kullandığı bu canım ülkede ‘’dengesizliği’’, ‘’dengesiz eylemleri’’ sürekli ( tercihen ya da değil) sistem dışı kalmış karakterler üzerinden işlemek sistemin bu insanlarla ilgili kara propagandasına alet olmaktan başka bir şey değildir. Bu anlamda, Türkiye’de ‘’yeraltı’’ ya da ‘’sokak’’ edebiyatı yaptığını iddiaRead More →

Açıkçası gerek yoğunluktan, gerekse de olabildiğince çok insanın fikir belirtmesini beklediğimden uzun soluklu bir cevabı geciktirdim. Şimdi artık zamanıdır sanıyorum. En başta böyle bir tartışma zemini oluşturduğumuzda Düşülke’de iki handikapla karşılaştık ki bunlardan da sonuçlar çıkartmalıyız diye düşünüyorum. Birincisi, aramızdaki kişisel çekişme, çekememezlik yahut düşmanlığa varan tavır takınma halleriydi. BenRead More →

  Ailesinden, okulundan, büyüğünden, bücüğüne kadar kendi varlığını başkasının imhası, yokluğu üzerine kurmak temelinde eğitilmiş, eğitilmekte olan ağır hasta bir toplumuz. Böylesi bir toplumda edebiyat ve sanat, biz üretenleri -ilk akla gelenin aksine- bu durumdan muaf tutmuyor. Evde, sokakta, çarşıda ceza, hapis, işkence, linç, ölüm vb. olarak dışa vurulan toplumunRead More →

Bilindiği gibi yeraltı şeysi birkaç element üzerinden döner. Bunların en başatları alkol ve uyuşturucudur ve envai çeşit madde. Bize batının sunduğu ve batının şekillendirdiği edebiyat %90 budur. Dönelim Türkiye’ye. Sen bir bok yaşamamışsın. Ne bir Reform ne bir Rönesans ne bir Sanayi Devrimi ne bir, en kötü bir Gotik edebiyatRead More →

Yeraltı edebiyatının günümüzde yalnızca Kadıköy sokaklarında, elinde şarap şişesiyle ağır ağır yürürken göze kestirilmiş olan hoş kadınlara yanaşıp Freud’dan dem vurmanın ötesine geçmiş (geçebilmiş) birçok yazar var ülkemizde. Bu konuda fazlaca doluyum. Yazdığım öyküleri inceleme fırsatı bulduğunuzda şunu göreceksiniz; vicdanımı rahatlatmaya çalışıyorum. Kendimi ifade ederken bu dili kullanıyor olmama rağmenRead More →