Depodaydım. Tır gelecekti. “Kim gelecek?” dedim Rıza Ağbi’ye. “Yeni biri,” dedi. “Yeni başlamış işe,” dedi. “Hayırlısı olsun,” dedim. Yarım saat sonra deponun kapısında bitiverdi yeni Tırcı. Deponun girişi biraz dardı. “Gireyim mi?” dedi. Rıza Ağbi tamam anlamında bir işaret yaptı. Tır kendini açığa aldı. Sağladı. “Gelme,” dedik, geldi ve depoRead More →

Sağda solda pıtırcık gibi biten sosyal medya hesapları size habire kitap okumakla ilgili anketler manketler pompalıyor; bugün ne okusam, herkes bunu okuyor, nasıl daha çok okursunuz, en çok nerede okuyoruz, kitap okuyanlar mı daha uzağa işiyor yoksa okumayanlar mı falan festekiz. Bizim böyle bir niyetimiz yok. Neden? Çünkü yazdığımız, okuduğumuzRead More →

Siz de sıkılmadınız mı Amerikan dizileri izlemekten? Benim tercihim bol vurdulu kırdılı, fantastik Amerikan dizilerinden önce Avrupa menşeili diziler oluyor ne yalan söyleyeyim. Dahası önce kısa dizi var mı diye bakıyorum. 13’er 15’er bölümden 36 sezona uzayan, Brezilya dizisine dönüşenlere katlanamaz oluyorum bir yerden sonra. Zaten bu diziler düpedüz şablonRead More →

Bugün hiç konuşmamayı denedim. Çok güç olmasa gerek, diye düşünüyordum, öyle de oldu hakikaten. Zaten bir insan (yani ben) ve dört kediydik evin içinde; orada sıkıntı yaşamadık hiç. Bakışarak anlaştık. Zaten siz artık bir ya da birden çok kedinin insanı olmayı öğrenmiş, iyi eğitilmiş biriyseniz, vazifelerinizi yerine getirir, üstünüze vazifeRead More →