Bana Yasak Sözler Söyle

...
[mk_padding_divider size=”40″]

Yılmaz Odabaşı

Düşülke 2015 – Şiir İçin
ISBN : 9786058546493
80 sayfa
Kapak Görseli: Kumi Yamashita
Baskı Adedi: 5000

[mk_skill_meter title=”Kitabın Düşülke Baskısı Tükenmiştir” percent=”100″ line_height=”22″ percent_color=”rgba(0,0,0,0.5)” bar_color=”rgba(0,0,0,0.12)” color=”#dd3333″]

Daha önce yayınlanan kitapları ve bestelenip şarkılaşan şiirleriyle yazdıkları milyonlara ulaşan Yılmaz Odabaşı, “Buğulu Atlas” (2002) adlı 11. şiir kitabının yayınlanmasından 12 yıl sonra, 22 yeni şiirinin yer aldığı bu kitabıyla uzun süren sessizliğini bozuyor…

“Kederi göze aldım hep yasak aşklar için.
Kanun hükmüyle yakıldı düşlerimde ormanlar
Kendimi çok öldürdüm gerçeği bulmak için…”

KAPAKBYSSYilmazOdabasi500x

“12 yıl dergilerde de şiir yazmadım ve yeni bir şiir kitabı yayınlamadım. 2000 yılından beri ise şiir ödüllerine katılmıyor ve ilkesel olarak şiir yarışmalarının jürilerinde de zaten yer almıyordum.

Ben, hiçbir zaman ‘piyasa’ denilen ilişkiler ağının bir figürü olmadım. Sürekli yazmam ve yazdıklarımı sürekli yayınlatmam gerektiğine de çok inanmadım. Kendimden öte kimseyle bir yarış içinde olmadım.

Şiirlerimi yayınladığım, şiir kitaplarımı okura ulaştırdığım 1980 ve 1990’larda adalet duygusunu yitirmiş bir atmosferde pek çok haksızlığa maruz kaldım, pek çok kirliliğe tanıklık ettim. Yazdıklarım ve söylediklerim için düşünce suçlarından mahkumiyetlerim dahil sayısız mağduriyet yaşadım. Sözde demokrat bazı kişi ve çevrelerin düşünce ve ifade hakkım gasp edildiği için kına yaktıklarına irkilerek tanık oldum. Bu ülkenin edebiyat ortamına, medyasına, kurumlarına, yazar örgütlerine ve daha pek çok şeye kırıldım ve çekildim. Bazen susmak da anlamlı bir yanıttı…

Sonra 2000’li yıllarla birlikte bu ülkede pek çok şey gibi şiir okuru da değişti. Birçoğunun ‘iç’leri ellerinden alınmış, 3D animasyonlar ve bilgisayar oyunlarıyla algıları, duyguları dumura uğramış ve değil şiir okumak, duygulanmayı bile yüz kızartıcı bir zaaf sayan yeni bir kuşak geldi.

O çocukların algısal sığlığına denk biçimde şiir namına ortalığa düşen birtakım ucube söylemlerin civarında okunur olmaya ve o bu yeni emtia atmosferinde şair olarak anılmaya da hiç heves ve niyet etmedim.

Biliyordum ki artık ne dizelere yüreğini yatıran eski samimi şiir okuru ne de samimi bir edebiyat ortamı yoktu. Gitmek ve dönmek için gerekçelerimin bir kısmını uzun yıllar sonra yayınlanan ‘Hayatın Düşlere Borcu Var’ adlı kitabımın sunuş yazısında yazmıştım. Orada açıkladıklarımı burada tekrarlamayacağım.”

Yılmaz Odabaşı

[mk_padding_divider size=”40″]
[mk_content_box heading=”Geçende CNN’de Okuduk”]

Yılmaz Odabaşı uzun sessizliğini, “Bana Yasak Sözler Söyle” ile bozdu

Yılmaz Odabaşı uzun sessizliğini, “Bana Yasak Sözler Söyle” ile bozdu

...

CNN TÜRK Kültür Sanat
25.04.2014 Cuma

2000’lerin başını, “duyguları dumura uğramış ve değil şiir okumak, duygulanmayı bile yüz kızartıcı bir zaaf sayan yeni bir kuşak geldi” diye tanımlayan şair Yılmaz Odabaşı 12 yıllık sessizliğini bozdu. Turgut Uyar dizelerinin İstanbul’un duvarlarına yazılama olmasından bir yıl sonra… Odabaşı’nın “Bana Yasak Sözler Söyle” adlı kitabı “Düşülke Kitap” ile birlikte yayımlandı.

Daha önce yayınlanan kitapları ve bestelenip şarkılaşan şiirleriyle yazdıkları milyonlara ulaşan Yılmaz Odabaşı, “Buğulu Atlas” (2002) adlı 11. şiir kitabının yayınlanmasından 12 yıl sonra, 22 yeni şiirinin yer aldığı “Bana Yasak Sözler Söyle” kitabıyla uzun süren sessizliğini bozuyor.

Yılmaz Odabaşı uzun süren sessizliğini bozduğu şiir kitabını, 2010 yılından bu yana pantomim ve ipli kukla teknikleriyle ve öncelikle çocuklar için tiyatro ve sahne gösterileri hazırlayan ve sunan “Düşülke Kolektif”in bir girişimi olan “Düşülke Kitap” ile çıkarıyor. 2002’de yayınlanan “Buğulu Atlas” adlı şiir kitabının ardından 12 yıl boyunca şiir yazmayan ve yayınlatmayan Odabaşı, suskunluğunun nedenlerini “Boğulmuş Düşlerin Son Nefesi Şiire Dair” başlıklı yazısında şöyle anlattı:

“12 yıl dergilerde de şiir yazmadım ve yeni bir şiir kitabı yayınlamadım. 2000 yılından beri ise şiir ödüllerine katılmıyor ve ilkesel olarak şiir yarışmalarının jürilerinde de zaten yer almıyordum.

Ben, hiçbir zaman ‘piyasa’ denilen ilişkiler ağının bir figürü olmadım. Sürekli yazmam ve yazdıklarımı sürekli yayınlatmam gerektiğine de çok inanmadım. Kendimden öte kimseyle bir yarış içinde olmadım.

Şiirlerimi yayınladığım, şiir kitaplarımı okura ulaştırdığım 1980 ve 1990’larda adalet duygusunu yitirmiş bir atmosferde pek çok haksızlığa maruz kaldım, pek çok kirliliğe tanıklık ettim. Yazdıklarım ve söylediklerim için düşünce suçlarından mahkumiyetlerim dahil sayısız mağduriyet yaşadım. Sözde demokrat bazı kişi ve çevrelerin düşünce ve ifade hakkım gasp edildiği için kına yaktıklarına irkilerek tanık oldum. Bu ülkenin edebiyat ortamına, medyasına, kurumlarına, yazar örgütlerine ve daha pek çok şeye kırıldım ve çekildim. Bazen susmak da anlamlı bir yanıttı…

Sonra 2000’li yıllarla birlikte bu ülkede pek çok şey gibi şiir okuru da değişti. Birçoğunun ‘iç’leri ellerinden alınmış, 3D animasyonlar ve bilgisayar oyunlarıyla algıları, duyguları dumura uğramış ve değil şiir okumak, duygulanmayı bile yüz kızartıcı bir zaaf sayan yeni bir kuşak geldi.

O çocukların algısal sığlığına denk biçimde şiir namına ortalığa düşen birtakım ucube söylemlerin civarında okunur olmaya ve o bu yeni emtia atmosferinde şair olarak anılmaya da hiç heves ve niyet etmedim.

Biliyordum ki artık ne dizelere yüreğini yatıran eski samimi şiir okuru ne de samimi bir edebiyat ortamı yoktu. Gitmek ve dönmek için gerekçelerimin bir kısmını uzun yıllar sonra yayınlanan ‘Hayatın Düşlere Borcu Var’ adlı kitabımın sunuş yazısında yazmıştım. Orada açıkladıklarımı burada tekrarlamayacağım.”

Odabaşı’nın “Bana Yasak Sözler Söyle” adlı şiir kitabında şu şiirleri yer alıyor:

“Bir Serüven ki Hayat”, “Sızım”, “Yezdan”, “Bana Yasak Sözler Söyle”, “Aşktır Benim de Yandığımdaki”, “Roboski”, “Sözün Duruyor”,
“İstanbul’un Saçlarına Kar Yağıyordu”, “Aşkın Alfabesinde”, “Hiçbir Ağıt Yokluğuna Denk Değil”, “Sustuğun Aşk Olsun Senin”, “Bir Bulut Orada Hiçbir Şeye Ağladı”, “Kendimi Çok Öldürdüm”, “Kısa”, “U/Mutsuz Yurdum”, “Tenha Kızlar”, “Çocuklar Erken Ölüyor”, “Neruda’ya Nazire”, “Hüznüme Suç Ortağı Arıyorum”, “Yenildim Şehirlere”, “Kurtarmak İçin Anlamı”, “Rüya”, “Zaman”, “Boğulmuş Düşlerin Son Nefesi Şiire Dair”.

Gençliğinde 12 Eylül’ün vahşet kampı Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde hapis yatan, ilk şiiri 1981’de, ilk şiir kitabı 1985’te yayınlanan Yılmaz Odabaşı, yazdıkları ve söyledikleriyle 90’larda sayısız kez “düşünce suçları” kapsamında yargılandı, Ulucanlar, Haymana, Bursa, Tekirdağ hapishanelerinde yattı, köşe yazıları, kitaplar yazdı, yazdıkları pek çok dile çevrildi. Odabaşı, 1975-2000 yıllarını kapsayan “Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi”ni derledi. Nice Küllerden (1996), Kalbimde Hazan (1999) ve İyi ki Bu Düştesin (2009) adlarıyla kendi sesinden üç şiir albümü yayınlandı. Kırk kadar şiiri başta Ahmet Kaya, Onur Akın olmak üzere pek çok müzik adamı ve grubu tarafından yorumlandı. 1987-2000 yılları şiir ve düzyazılarıyla ikisi uluslararası on beş ödül kazandı. 2000-2013 yılları arası edebiyat ödüllerine katılmadı. 2002 yılında Buğulu Atlas adlı şiir kitabının yayınlanmasından sonra on iki yıl şiir yazmadı ve yayınlatmadı.

“Düşülke Kitap”, “Düşülke Kolektif”in 2010’dan bu yana pantomim ve ipli kukla teknikleriyle ve öncelikle çocuklar için tiyatro ve sahne gösterileri hazırlayan ve sunan Kara Tavşan Kukla Tiyatrosu gibi, 2013 yılının son günlerinde yola koyulan bir diğer girişimi. Her çağın karaşını, hayalperest bir avuç insanın, olanı değil olması gerektiğini düşündüklerini düşe durdukları bir ütopya Düşülke… İlk adımlarını attıkaları bu yolculukta gerek yazarak, gerekse de okuyarak emek veren, verecek, tüm yol arkadaşlarıyla beraber, düşlerini satmayacaklarını ve aynı düşle; özgür bir yeryüzü düşüyle hep çocuk kalmaya direneceklerini ilan ediyorlar.

[/mk_content_box]
[mk_pricing_table style=”multicolor” table_number=”6″ order=”DESC” orderby=”date”]
...