Sürekli Portakal Kabukları

...

Lokman Kurucu

Düşülke 2015– Şiir İçin
ISBN : 9786058455818
56 sayfa
Baskı Adedi: 1000

[mk_circle_image src=”http://dusulke.com/wp-content/uploads/2014/12/LokmanTH.jpg” image_diameter=”300″ animation=”scale-up”]
siiricin

Yankılanıyor Lokman: Yavaş yavaş delir(t)en her/bir aşkın içinden geçerken ve yaşarken; yaşamanın içinden geçerken ya da yaşamak içimizden geçerken basa basa üstümüze, tekrarlar tekrarlar tekrarlar-dan mı ibaret düşler, bir ayna gibi, hiç bozulmayan, sıkılmayan, üşenmeyen ve kaçınılmaz mı bütün bu olup biten bizim içimizde, dışımızda, düşümüzde; biz neresindeyiz bu velvelenin şu olmayan denizde? diye soruyor soruyor; soruyoruluyor…

KAPAKSPKLokmanKurucu500x

Sokak arası bir şiir… Lokman Kurucu – Sürekli Portakal Kabukları

Sürekli Portakal Kabukları
“piç
aşık mı doğurmalı kendinden” diye bağıran
cinnetlerini plastik güllerle susturan
götünü başını plastik sevgiyle doldurmuş
götünü başını plastik hüzünlerle doldurmuş
götünü başını düzenli yalnızlıklar
medeni mesafelerle düzeltmiş
bir salon eşeği ile yok, hayır
yaşamak istemiyorum diyesi olan bir çocuk
yine sabah sabah
gönül aşağı camdan atılmak üzereyken
ufukta gördüğü bir iblise takılıp ansızın
jiletini çeker ense kökünden ve bağırır
yah!
ben bu sokakları sevmiyorum
yah!
ben bu şiirleri sevmiyorum…”

Garip bir şiir kitabı. Bir kaçımızın umursamayacağı bir şiir kitabı. Köprü altında yazılan bir şiir kitabı. Yalnızlık temalı bir şiir kitabı. İçinde sana ya da bana ait olan bir şeylerin var olduğu bir şiir kitabı.

“Sonu K ile biten bir isim bulalım demiştim sana” demiş Lokman Kurucu, kitaptaki 20 şiirinin hepsini peşi sıra birbirine bağlamış ve bize bir şeyler anlatmış. Çıkış yolu olmayan saplantılı bir hal veyahut deredeki kurbağası o gece gelmeyen bir çocuk betimlemesi, (en azından ben böyle hissettim) ne dersek diyelim Lokman Kurucu şiire nefes aldıracak değerli yazarlarımızdan biri olma yolunda ilerliyor. Mahalleden bir arkadaşınız yazdığı bir kitapmış gibi değerlendirilebilecek samimiyette devam eden bu şiirler için yayın evinden doğru bakıldığında da, kitap ucuzca bir fiyata satılmakta. Janset Karavin’in editörlüğünü yaptığı “Sürekli Portakal Kabukları” Şubat ayında Düşülke yayınları tarafından basıldı.

Kriminal bir olaya ya da viral bir hastalığa dönüşen sokaklardan, daha doğrusu sokakların bu kısımlarından yola çıkarak başlayan, arada odanın içine uzanan yalnızlığın her türlüsüne, bir “gelinliğe” yada bir “nar” meyvesinin yalnızlık tasvirini insanlığa yüklemeye, gıcırdayan kapılara, erken giden kışlara, dilin ezberlediği kelimelere, bugün öleceklere, yarın güleceklere yazılmış bir kitap. Güzel bir kitap.

...

Başarısının her daim devam etmesi dileğiyle, güzel insan, Lokman Kurucu’dan okuyalım:

“Nar!
çok düşündüm, üzüldüm
yordu adın, sığmadı hiçbir imgeye of, nar kıracağım
oturup anneme senin çocukluk olduğunu
şiirde hiç durmadığını anlatacağım
anneme gençliğini hatırlatıp, ağlayacağım”

[mk_padding_divider size=”40″]
[mk_content_box heading=”Geçen İnsanokur’da Okuduk”]

Sürekli Portakal Kabukları’na dair – Onur Köybaşı
02 Nisan 2015

Şiir Kitapları, Yazarlarımızın son çalışmaları No comments
Bir savaştan çıkagelmiş, üstelik yenilmiş biri,ellerinde kelimeler…
Üstesinden gelmiş, üstelik dilsiz ve çok dilli, milletsiz ve çok kimseli,tanrısız ve çok tanrılı.Bitmeye yakın bir başlangıçtan aralanan bir kapı.Sonra bir ağaç kök salmaya başlıyor; kalbinizde bir portakal ağacı büyüyor, size uzattığı kelimeler ile okudukça büyüyor ağaç, okudukça filizleniyor ve çiçek vermeye başlıyor: Portakal çiçekleri.Güzel kokuyor, düşleriniz kadar güzel. Sonra bir şiir daha okuyorsunuz meyve veriyor içinizdeki ağaç; kızarak, söverek, sevişerek, yalın ayak, bir yataktan düşüp bir hayata, bir hayattan düşüp bir ölüme, bir düşüşten düşüp yanına… Sonra, çok sonra ağaç kayboluyor ve:

“sürekli portakal kabukları
sürekli portakal kabukları”

“Bu karanlık en iyisi” dediği gibi, belki de bu karanlık en iyisi.Bir gündüz yetiştirip koynunda, bir gündüz öldürüp yatağında, bir gündüzü bölüp yemek, bir gündüz ki hep bir karanlıktan kaçmak için ve hep bir karanlığı boğmak için.Aslında karanlıktan kurtulmak için -dediği gibi- en iyisi bu: içimizdeki.
Lokman Kurucu, size parçalanmış bir bütünden sesleniyor aslında ve o çok sesliliği ile dili kuvvetli bir şarkının ezgisi tadında bir hikâye mırıldanıyor alttan alta. Kaçırdıktan sonra bir servisi ya da o otobüsü yahut o hiç gelemeyeni… Sonra, kalbinizde büyütmeye korktuğunuz o geceyi, onun yerine büyüyen kalbinizi. Ekliyor Kurucu:

“anladım mutluluk bir tohum değil
uyuz
durur şiirde birkaç paket sigara
bari güneş açmasa
dünü unutmasam ne olurdu?”

Eskiyecek bir yarına değiştirilmiş bir dün için gitmek ya da kaçmak uzağa, eski bir şarkıyı mırıldanarak bağdaş kurmak konuşulmayanlara.Hepsi uzanıp yanınıza eklenerek, eksilerek,bölünüp çoğalarak… Devam ediyor Kurucu, en gerçeği susturulmuş bir şenlik havasında ve bir itiraf:
“dilini ezberlettiğin kelimeler
bana yalan söylemişler”

Meğer-meğerler;şimdi çek çarşafı çek üzerine, seviştiğin bedenleri çek üzerine, korktuğun geceleri çek üzerine, çek bir “meğer” daha… Sevmediğin sokaklara geri dönmek zorunda olanlara, sevmediği şiirleri okumak zorunda olanlara, belki de yolu şaşıranlara…
Sürekli portakal kabukları,sürekli portakal kabukları.
“Boşluk hiçbir şeyin söylenmediği ama her şeyin işitildiği yerdir”der Melih Cevdet Anday. Lokman’ın boşluğu bu kitap aslında ve içindeki kelimeler. Herhangi bir şey söyleme derdine düşmeden aslında her şeyi size duyurduğu bir alanda çıkıyor karşımıza. İşittiğiniz, beklediğinizden çok daha fazlası oluyor nihayetinde.
Lokman Kurucu’yu takip eden insanların aklına gelecek ilk şey,-o çok güzel olan- Kaos Çocuk Parkı’dır, daha sonra kendi bestelediği eserler (Son olarak değerli Yasemin Göksu’ya son albümü için verdiği “Emmuşa” şarkısı). Şiirleri, hayalleri, kurduğu dünya dostluğu ve o çok sesliliği…Kelimeleri kadar dost ve sıcak, bazen tekinsiz, bazen tehlikeli,bazen gece, bazen çok, bazen hiç…
Lokman,Sürekli Portakal Kabukları ile bizlere güzel bir kitap armağan ediyor.

Onur Köybaşı

[/mk_content_box]

Sürekli Portakal Kabukları

[mk_pricing_table style=”multicolor” table_number=”6″ order=”DESC” orderby=”date”]
...