...

Janset Karavin

Düşülke 2014 – Öteki Zamanlık
ISBN : 9786058546400
80 sayfa

Kapak Görseli: Janset Karavin
Baskı Adedi: 1000

Kitap ayrıca Hususi Edisyon olarak da yayınlanmış, tükenmiştir.

otekizamanlik

Varçekimsizlik

İnsan varlığının bilgisini kavramak için varoluşunu konumlandıracak bir taş arar hep; o yüzden kul, vatandaş, doktor, anne-baba olur. Bu taşları bir bir toplar hayattan, ceplerine doldurur. Böylelikle varoluş ağırlaşır, varçekim budur; varoluşu hayata çeken kuvvet… Ben o taşları bir bir çıkartıp attım yürüdüğüm yolda; ceplerim bomboş. Hep yerden toplayıp ceplerime tıkıştırmak istediler yeniden… Varçekimsiz bir varoluş olmaksızın özgürlüğün mümkün olabileceğini söylemek etik değildi çünkü bence. Söylemedim, ‘oldum…’ Bundan sonra da aynı varçekimsizlikle size sunulan gerçeklikte yok olacağım ve hakikatin kuytusunda zaman durdukça ‘hep orada,’ yazıda… Hayatın kalbinde varçekimsiz tokatladım gözlerinizden, hep sustum, o halde şimdi de yazı sussun,,,

KAPAKGTransdomimiJansetKaravin500x

Yaklaşık üç yıl boyunca İstanbul’da Kadıköy Bahariye Caddesi, İstiklâl Caddesi ve Ankara’da Yüksel Caddesi ve Kuğulu Park’ta, pantomim performansları yapan Janset Karavin bu sokak performanslarında yaşadıklarını yazıya döktü. Çarpıştığı insanları, insanlık hallerini, yaşamın getirdikleri ve götürdüklerini kendi penceresinden ve hayatın öğrettikleriyle harmanlayarak, yalın ve çarpıcı bir dille aktarıyor Karavin. Anılarını, şiirleriyle de süsleyerek hem poetik bir anlatı sunarken, hem de ülkemizde pantomim sanatı üzerine yazılmış nadir bir kitap sunuyor okurlara…

Gazetelere Çıkmış

Vatan Kitap Eki
16 Nisan 2014 – S. Serdar Gürel

Pantomim Sanatçısı Janset Karavin’in Transdomim isimli kitabı, suratımıza kocaman bir gülümseme yerleştiren hikayelerin yanı sıra suratımızda tokat gibi patlayanları da içeriyor.

Aynı zamanda bir pantomim sanatçısı da olan Janset Karavin, Galatı Aşk adlı kitabından sonra Transdomim’le yeniden okurlarıyla buluşuyor.
Karavin, İstanbul’un sokaklarında pantomim sanatını icra eylerken ruhlarının çarpıştığı, gözlerinin dokunduğu, sarılmalarının buluştuğu insanları bizlerle tanıştırırken kullandığı dil insanı daha ilk sayfadan itibaren kitabın içine çekmeyi başarıyor. Başkalarının hikayesini anlatırken kendisini anlatıyor Karavin, hiçbir şey anlatmazken çok şey.

Kâh rahatsız edici, acıtıcı bir hal alıyor art arda eklenmiş harfler, kâh başarıyla yapılmış kelime oyunlarının keyifli enstrümanları oluveriyorlar, bu zikzaklar arasında kalan boşluklar da okurun kendisiyle yüzleşmesi için birer ayna vazifesi görüyorlar.
“Bir şey soracağım, arkadaşınız transseksüel mi?
Evet ben bir transseksüelim!
“Hemen söyleyeyim, eğer bir seks günlüğü okuyacağınızı umuyorsanız kitabı hemen bırakın elinizden.”

Böyle ikaz ediyor kitabın ilk sayfalarında Janset Karavin. Ya da ikaz etmek zorunda hissediyor kendisini yazarın resmine, kitabın ismine bakarak satın alacak okuru hayal kırıklığına uğratmamak için!

“Bazen düşündüklerimizi o biricik insanla, bir olmaya umutsuzca çabaladığımız insanla bile paylaşmamamız gerekir. Çok zordur insanın bu düşleri bir küçük kutucuğa tıkıştırıp kilitleyerek sonsuza dek içine atması. Kutucukların anahtarları hep zihnimizde unutulmuş bir köşededir. Unutur insan çünkü yorgundur yaşamaktan ama yaşam bazen sadece çocukların olabildiği kadar acımasız ve haylazdır; hatırlatır anahtarların yerini bize. Ne kadar karşı koysak, dirensek de el uzanır, kutucuğu açıverir, zamanaşırı sırlar içimize saçılıverir. Onlara baktıkça kendimizi görürüz; onlar korkularımızdır çok kere, endişelerimiz, kaçındıklarımız, sakındıklarımız ama içimizden, aklımızdan söküp atamadıklarımız. Kimimiz kaybetmekten korkarız, kabul görmemekten, utanmaktan, yalnızlıktan, yaşlanmaktan, ölmekten, kimimizse sebep olmaktan birilerine, bir şeylere…”
Bu kitapta çok seveceğimiz cümleler de var, nefret edeceklerimiz de…

Suratımıza kocaman bir gülümsemeyi yerleştirecek olanlar da var, aynı suratta bir tokat gibi patlayacak olanlar da.
Bu kitapta susarak sarılan çocuklar var, yalınayak doktor olma düşünde yürüyen küçük çingene kız var, ne yaşına, ne yağmura aldırmadan alkışlamak için bekleyen o amca var,
anneannesine giden Dilan var,
Pınar Abla’sına selam söyleyen Cemil var,
Bizon Murat var,
Babacan var…
Pantomim performansının darbe anayasasıyla anlık da olsa dokunulmazlık kazanma ironisi var, Alatav’a, Kara Güneş’e, Siya Siyabend’e, Koptu Kervan’a, Samsara İstanbul’a sarkıtılan selam var.
Kapı gibi samimiyet var,
Ama ajitasyon yok.
Böyle başlamış Janset Karavin satırlara, biz de böyle son verelim…
“Oyun oynarken ölen çocuklarımıza, çocukluğumuza,,,”

...
  • AMAZON
    $ How 'r yu ne var yu?
    • 15 Gün İçinde Teslimat
  • KİTAPYURDU
    %25 İndirim
    • %25 İndirim
    • Uygun Fiyat
    • Bazı Ürünlerde Aynı Gün Kargo
...