Vicdani Net

...
[mk_padding_divider size=”100″]

Mutlu Yılmaz

Düşülke 2016 – İdrak Tahlili

ISBN: 9786059314107
80 sayfa

Kapak Görseli: Janset Karavin
Baskı Adedi: 1000

[mk_circle_image src=”http://dusulke.com/wp-content/uploads/2016/12/mutluyilmaz.jpg” image_diameter=”300″]
idraktahlililogo

 Uzundur üzerine düşündüğüm bir kavram iletişim. Aslında hepimizin düşünmesi gerekiyor bu gibi, zaten bildiğimizi varsaydığımız kavramlar üzerine. Şöyle düşünmeli belki de; hani çocuklar hep basit ama cevaplanması güç sorular sorarlar ya, iletişim nedir, sorusu da bence tam böyle bir soru. Elimizin altında internet var; iletişim, yazıp bakarsanız en basit tanımıyla karşılaşırsınız: “İletişim, iletilmek istenen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir.” İletişimin gerçekleşebilmesi için bilginin paylaşımcılar arasında anlaşıldığı bir ortamda aktarılmasının temel şart olduğu apaçık, değil mi? Peki öyle mi bugün bu? “Unutacak kadar eskide ve galibada kalmışların” hatırlanmaya çalışıldığı, ama bir türlü başarılamadığı, hep yanlış anlaşıldığı demlerdeyiz korkarım. Gene sevgili Latife Tekin’den bir alıntıyla cevaplamaya çalışayım bu anlama çabası sürecini: “Niçin bu kadar bağlıyım geçmiş zamana? De ki: Hayatının boşluğa savrulan yüzünden öyle çok nefret ediyorsun ki, seni mutsuz eden bu yüze yıllarca bakmak, ellerinle kavramak ve anlamak istiyorsun…” Biraz da bu kapı eşiğinden okumak gerek Mutlu Yılmaz’ın Vicdan-ı Net’ini.

...

Janset Karavin

vicdaninetsm

Biri bana dünyadaki en zor işin ne olduğunu sorsaydı, ona  şüphesiz bir yerden bir yere taşınmak olduğunu söylerdim. Yorgunluk var, stres var, eşyalarıma dair kaygı var… Bu saydıklarımı çok az şeyde yan yana bulursunuz. Neyse ki bitti..
Belki erken olacak ama, biraz kendimden ve hikâyemden  bahsetmeme izin verin: Ankara’da görev yapan bir polis memuruydum. Annemin babamın, çocuklarıma (aslında bana) olan düşkünlüğü nedeniyle memleketime, Kars’a tayin istemiştim.
Nihayet Anadolu’nun, Kafkasya’ya açılan bu kapısına tayinim gerçekleşti. Buraya gelmekle hem kendim ve eşim için, hem de çocuklarım için iyi ettiğimi düşünmüyorum, ama anne babamın ısrarına daha fazla karşı koyamadım.
Pek bilinmeyen veya yanlış bilinen, soğuk, uzak, ücra, renksiz, heyecansız bir şehre gelmiştim. Galiba tek çocuk olmanın sıkıntılarından biri, ailenizin size  inanılmaz düşkün olması. Onlar için hayatımın belki de en güzel yıllarından, en güzel günlerinden feragat ettim. Artık daha sınırlı, daha soğuk ve daha zor bir yerdeyim.
İnsanın, tam hayatı oturmuşken başka yerlere adapte olmak zorunda kalması ne kadar da zor. Hele de biraz yaş almışken. Seneler boyunca bir yerde yaşıyorsunuz, sonra ansızın kendinizi orayı terk etmek zorunda olmakla karşı karşıya buluyorsunuz. Geçmişimiz, kişiler ve hatıralar da olmasa, hiç  yaşanmamış gibi olacak. Bir kere daha anlıyorum ki, yaşamın özeti şimdiki zamandı. Geçmişimiz, belleğimizin o kuytu yerlerinde saklıydı, onlara dokunmamızı sağlayan şey çağrışımlardı. Kişiler ve hatıraların olduğu çağrışımlar…

...