Eski Sevgilimi Nasıl Öldürdüm I

Eski Sevgilimi Nasıl Öldürdüm I

Alarm çaldı, kalktım. Alarmı kapattım. Hemen kapattım. Çünkü sevmiyorum bunu. Hemen sevmiyorum. Alışınca sevdim sanıyorum.

Tuvalete gittim; elimi yıkadım. Geri döndüm. Geri döndüm. Karar verdim; artık yüzümü yıkamayı unutmayacağım. Oysa uykunun o kuru kabuğunu yüzümde taşımayı severdim. Unutmayacağım! Kuruladım yüzümü.

Bugün yine haşlanmış yumurta yiyeceğim. Haşlanmış yumurta, beyaz peynir, üç dilim ekmek, beş adet zeytin. Yoo, hiçbir şey değişmeyecek!

Masaya geçtim. Aynı sandalyeye oturdum. Hep aynı! Sırtım salon kapısına dönük. Çünkü kimse yok. Laptobumu aldım; komik bir dizi bölümü açtım. İki bölüm izlesem kahvaltım biter. Arada da çay alırım. Aldım, bitti. Masayı topladım. Bulaşıkları yıkamadım. Tezgahta üst üste, yamuk, biçimsiz… beklesinler. Sonra! Hiçbir şeyi pis bırakmayacağım. Kırıntılar katılaşsın, olsun. Dönünce kazıya kazıya yıkayacağım onları.

Odama gittim. Dolabımın kapaklarını açtım. Seyrettim biraz. Biraz da oturdum kapaklar arasında. Hep biraz biraz! Kapakları kapattım; içinde ben yoktum. Kapakları açtım, ortalarındaydım yine de. ‘Giyinince olur’ diye düşündüm. Giyinince dışarı çıkabilirim.

Dar şeyler giyinmeyi seviyorum. Geniş giyinmek insanı daha çok ısıtırmış ama aralıklardan eser, üşürüm ben. Aralıklardan sızar. Aralıklar hep bulunur.

Gözaltlarıma kapatıcı sürdüm, üstlerine far sürdüm, gözümün içine kalem sürdüm. Ben hep sürdüm. Gözlerim görülebilir de oldular.

Kabanımı giydim. Atkıdan terlerim. Boyunda koku… Midem bulandı biraz. Geçti sonra. Her şey geçer. Doğalgazı kontrol ettim, vanalar kapalı. Vanalar kapalı mı? Kapalı. Işıkları söndürdüm. Söndürdüm. Işıkları. Kapalı. Vanalar? Kapalı.

Çizmelerimi giyip çıktım. Merdivenleri indim. Alışığım. Alışkanlıkla atıyorum adımlarımı. Sevmiyorum yine de. Kendi düşüncemi çürütüyorum. Neredeyse keyiflendim. Islık da çaldım. Sokağa çıkınca hatırladım: Çöpleri atmadım. Çöpleri kapının yanında unuttum. Unuttum işte, ne iyi! Öyle değil! Çöp, varlığını evimde sürdürüyor. Varlığını çöp evimde. Evim varlık çöp kelimeler…

Yürüdüm minibüse bindim. Ben de ‘Bir Kadıköy’ deyip para üstünü aldım. Ben de oturdum. Ben de kulaklığımı takıp müzik dinledim, camdan baktım. Ben de…

İndim. Boğa’ya doğru yürüdüm. ‘Keşke rıhtımda inseydim’ diye geçirdim içimden. Keşke çöpü atsaydım… Çünkü çöpü atabilirdim! Çünkü o plastik bir poşetti. Çünkü hep vardı içinde. Ben çöpü sanki niye unuttum.

Yürüdüm, yine yürüdüm. Şimdi neredeyse yine bildiğim yerlerde kaybolacaktım. Durdum. İlerde sağda. Durdum. Durmayı daha bir çok durdurdum. Çalıştığı kafenin köşesinde ben durdum.

Gizem Pınar Karaboğa

1 Yorum

  1. Harika.. 👍🏻

Comments are closed.