Kırk Katır Mı Kırk Satır Mı

Kırk Katır Mı Kırk Satır Mı

Tevellütleri 30-40 yıl öncesine dayananlar bilir, eskiden hemen her semtte bir ‘Şen Kasap’ vardı. Bir ademoğlu, bir kasap tükânı açmaya kalktı mıydı genelde adını ‘Şen’ koyardı. Büyük şehirlerde küçük esnaf azalıp büyük marketlere geçildiğinden beri İstanbul’da rastlamıyorum ama muhtemelen Anadolu’nun birçok ufak şehrinde ve kasabasında hâlâ mevcuttur.

Çoğumuzun gözleri elindeki kanlı satırı ve üzerindeki kan ve ilik lekeleriyle sürreal bir tablo gibi gözüken sözüm ona beyaz önlüğüyle ‘şen bir kasap’ görmüştür.

Şen Kasap!

Takiyecilik zihniyeti iliğine kemiğine işlemiş yurdum insanının Şen Kasap’ı, tükânında aslında nasıl bir vahşetle iştigal edildiğini gizlemek için vitrinindeki çengellere astığı sığırların makatlarına taze maydonoz demetleri ya da plastikten çiçek buketleri sokar, kasasının yanına illâ ki bi sevimli kuzucuk biblosu koyardı…

Biz de yerdik… Şirin kuzucuklar… Ayyyy ne tatlııı… Yersen… Yerdik…

Kıssadan hisse, demem o ki günümüz Türkiye’si Şen Kasap’ın evlere şenlik tükânı, bizler de en marjinalimiz de dahil olmak üzere o tükânın vitrininde makatlarına birer çiçek demeti monte edilerek çengellere asılmış sığırlarız.

‘Şen ola düğün şen ola halayı’ eşliğinde kendimize has sıralarda hizaya girmiş, tey tey halay çekerekten, bade süzerekten, inci dizerekten huşu içinde kıyma makinesine doğru ilerlemekteyiz.

Dilimizde bir keriz türkü:

“AKP mi! CHP mi! AKP mi! CHP mi!”

Kırk katır mı! Kırk satır mı! Kırk katır mı! Kırk satır mı!

Ve Şen Kasaplar Birliği’nin başkanı memnun, katır dersen katırı hazır, satır dersen satırı hazır..

Hazır ve nazır bekliyor türkünün sonunu.

Haydi hobaaaaa, neş’eli ol ki, şen kalasın! Katırdan da satırdan da kâm alasın!

Rabia Mine

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir