Kısa

Hayat kısa düşmüş pas gibi; koşup yetişmeye çalışıyoruz habire, hep başa sarıyor pozisyon. Yetişsek, ah bi’ yetişsek uçarak kafa atacağız belki, belki gelişine bi’ vuracağız ki Allah Allah! Ama sürekli tekrar ediyor başa sarıp. Biz her tekrarda yeni yeni son vuruşlar planlasak da top hep kısa düşüyor. Hayatsa son vuruşu öyle bir yapıyor ki, hey yavrum!

Hesap etmediğimiz bir şeyler olmalı, diye düşünüp duruyoruz. Sizi bilmem, ama ben düşünüyorum yani. Oysa düşünmem gereken bu değil! İşin aslı son vuruşu yapmak, fileleri havalandırmak değil çünkü. Kuvveden fiile değil hikâye, kuvve dursun şu köşede, fiilin kendisi sıkıntılı.

Bir keresinde gene top böyle bana doğru yaklaşıyor. Uzaktan, derinden, yana döne böyle. Birden ulan, dedim, ulan ben buna az önce voleyi çakmadım mı? Bu Allahını şaşırıp yalpa vura dura ışınlanıp, ışık hızını katlayaraktan şraaak diye doksana takılmadı mıydı? Eee, daha ne geliyor? Durdum. O geldi. Gelsin, dedim. Gel ulan, gel! Çok da Kasımpaşa! Kısa düşeceksin nasılsa. Ben döndüm, etrafıma bakındım. Ohoo oo, ortalık top kaynıyor. Uçan kaçan, yaldır yaldır falsolanmışından, lütfen havalanmışına tonla top. Bir o kadar da insan, habire koşuyor, habire yetişiyor, habire vuruyor, habire kaçırıyor. Ofsayttan bahsetmiyorum bile!

Telefon çaldı. Açtım, seni seviyorum, dedim. Kapattım.

Düşündüm, 40’ıma basmışım. 40 yıl peşinden koşmuşum. Düşün, 40 yıl! 40 yıl kısa düşmüş top, 40 yıl usanmamışım, 40 yıl düşünememişim. Neyi? O son vuruşu yapıp fileleri havalandırmak değil mesele, asıl mesele nasıl koştuğun. O son vuruşu yapmak değil, nereye yaptığın, ne için yaptığın mesele. O fileleri havalandırmak değil mesele, Nasıl koşup yetiştiğin kısa düşen hayata, nereyi hedeflediğin, bütün bunları ne için yaptığın. Yoksa gol olsa kaç yazar. Hayatta ve hakikatte hayat hep 1-0 öndedir.

Telefon çaldı. Açtım, seni seviyorum, dedi. Kapattık. Bıraktım top uçsun.

Janset Karavin
Görsel: Mario Sánchez Nevado – “Closer”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir