Kuştan Kuşkulandım, Yanıldım

 In Pozisyon Hatası

Devamlılık yok bu kozmosta, yoklama almıyor yavşak tabiat. Ormandayım ve yürüyorum.  İğfal edilmiş huysuz masallardan sinirli elmalar düşüyor başıma.

Manhattan’da değilim ama her yerde hamburger ölüleri.

Tahran’da değilim ama belli, bir şeyler yanlış gitti.

Otopark mafyalarıyla arama gönül koyuyorum. Şezlonga uzanıp dünyayı bininci kez anlamıyorum. Bir şeyler iyi gidecek; bir şeyler ters gidecek. Ölüm, derilerimizin raporlarını düzenleyen bir personel olacak. Çünkü, insan dünyaya el sallamayı bilmeli; patlayan azotlar ve kopan kalplerden sonra.

Devamlılık yok bu kosmosta, yoklama almıyor Kanuni Sultan. Festen tavşan çıkartan alaturka bir sihirbaz tutuklanıyor az ileride. Berbat bir Osmanlı sabahına uyanıyoruz. Tarihimiz yok. Kimliğimiz yok. Hikayemiz yok. Anadolu’nun ve alışveriş merkezlerinin kapıları aynı anda kapanıyor bize. Yanlış yere atlayan figüranlarız. Yanlış yere doğru ölen amatörler. Tarihin kamera şakalarını, kamera yaptı zannediyoruz. Maddelerden ve aletlerden ve iş teknik derslerinden ve maddelerden çekiniyoruz.

Kasaba esnafı Radiohead’in son albümünü çalıyor sokaklarda. İşler, yolunda gitmiyor.

Mecidiyeköy’deyim ve devlet kırdığı kemiklerimden 3. Köprüyü yapıyor.

Üsküdar’dayım ve polisleri annemden daha çok görüyorum.

İşte sosyal devlet refahı.

İşte gelecek kariyerleri, işte ağzındaki küfürlerden dolayı öpüşemeyen genç sevgililer.

İşte birbirini bıçaklayan ihtimaller, uzun yaşayan politikacılar, çok satan das kapitaller.

İşte tarih atmayı bilmedikleri için günlük tutamayan zibidi göçebeler.

Dağılıyoruz. Ağızda değiliz. Kurabiye değiliz. Ama biteviye dağılıyoruz. Eve dönmek istemeyen çocuk astronotlarız biz; varlığımıza gezegen beğendiremiyoruz. Annemizin iki memesi arasında süt arabaları deviriyoruz. Ten, ölümlülüğün markasıdır. Yırtıp atamıyoruz.

Aforizma kasıyoruz. Ruh kasıyoruz. Savaş kasıyoruz. Yeni yeraltında İsa marka çiviler pazarlıyoruz. Böylece bitecek yakılan kitabın külle devam eden sözcükleri. Ejderhayı vuran değil onunla dost olan kurtaracak bölüm sonunda prensesi. Ah sarsılıyoruz. Gelen elektrik faturalarını ve giden klişe savurtuları gördükçe sarsılıyoruz. Gerçeklik, kirası geciktirilmeyen bir evmiş; depozitoyu almadan kaçıyoruz.

Atımızı, atların olmadığı yere sürüyoruz. Böylece boşluk yenilsin varlığa. Böylece boşluk yenilecek varlığa. Vesselam diye kükrüyor Red Kit ve tam alnından vuruluyor Çağ.

Prag’da değilim. Bu böcekler niye çoğalıyor böyle?

Kendimde değilim. Kaç kişi kalırız yerküre bitince?

Aytaç Ars

Görsel: (Görsel çalışmanın sahibinin adını, yazarımız görseli kişisel arşivinden gönderdiğinden ve anımsayamadığından, biz de araştırmamıza rağmen bulmayı başaramadığımızdan paylaşamıyoruz. Lütfen görsel size aitse ya da görseli çalışan sanatçıyı tanıyorsanız Düşülke’yi haberdar ediniz. dusulkekolektif@gmail.com)

 

Recommended Posts