Marla

 In Pozisyon Hatası

O sadece kendine bir ses bulmuş ve anlaşılmaz sözler söyleyen bir yaraydı. Durmaksızın kanayan bir yara… Çıkıp gitti evde kadınını bırakıp, terk etti. Tüm inançsızlıklarına rağmen bağımlılığın özgürlüğünü kısıtladığına inanarak çıkıp gitti. Yürüdü şehrin sisli sokaklarında ayakları paramparça olana, kendinden bir parça bulana kadar…
Yoldan geçen saatlerce hazırlanmış, suratlarını olabildiğince boyamış ama en ufak gülümseme belirtisi olmayan kadınlara, aynı şekilde iğrenç, fiyakalı elbiselerin içine gizlenmiş işe yetişmeye çalışan adamlara bakarak “fahişeler” diye geçirdi içinden, “hepiniz para karşılığı istemediðiniz işlerde çalışıyorsunuz, hepiniz fahişesiniz,” diyerek tozunu attırıyordu sokakların. Çok tanıdık , buğulu bir ses duydu arkasında. Bu bir zamanlar aşık olduğu kadının, Marla’nın sesiydi. Marla’nın bu ismi kendi kendine verdiğini düşünüyordu. Dönüp baktı. Kadınını gördü; olabildiğince pasaklı ama doğal, abanoz siyahına kaçan yüzüne baktı.
“Bazen eski tuğlaları öpersin,” diyerek yaklaştı Marla ona. Onu alkolün etkisiyle hırpalayarak kaldırıma düşürüp bıraktığı günü hatırlayarak söylüyordu bunu.
-Bazen rüzgârı öpersin şarap kokan dudaklarınla,” diyerek devam etti Joseph.
+Çöpleri karıştırıp kâğıtt ararsın.
-Bazen para ile kâğıt arasında bir fark ararsın.
-Biri özgür, biri tutsak…
+O halde her özgürlük tutsaklıkla mı sona erer Marla?
-Hayır! Özgürlük bazen bir çeşit kayboluşla devam eder. Ölümle sona erer, toprağa ulaşsak bile oradan kaçamayacağımız için…
Öksürmeye başladı Marla, hâlâ hastaydı anlaşılan. Duraksayıp devam etti:
-Ah tamam, tutsaklıkla biter Joseph. Şu sıralar kafam benimle olmayı reddediyor, toparlayamıyorum cümleleri. Seni özlüyorum Joseph.
+…
-Senden nefret ediyorum Joseph.
+…
Kaybetmenin hazzıyla yoluna devam etti Joseph, eski tuğlaları tek tek öperek…

Hatice Kökoğlu
Fotoğraf: Marta Bevacqua ~ “In the streets of Montmartre with Martina”

Recommended Posts