Patika

Bu patikayı ben yürüdüm buraya.

Bugün, sorsan en haz etmediğim insan için bile, şimdi anlıyorum be seni, diyebildiğim bir ânı yakalayabiliyorsam korkmalıyım belki İstiklal marşı korkma, dese de.
Çok içiyordu mesela, Allah’ın günü içiyordu ve ben, ben buradayım, niye? diye soruyordum. Oysa fark etmiyormuş bir yerden sonra sen kimsin, ben kimim, hayat kimin?

Bakıyorum da şimdi, defalarca sevmişim. Bir şey bekleyerek değil, sırf yapabildiğim için. Yapamasaydım, bu kadar aptal olmasaydım belki de mutlu bile olurmuşum.
Ben çok âşıktım, dedi ki bana: “Çamaşırlarını almıştım ya yıkamak için… Annem gördü. Kimin bunlar, diye sordu, onun, dedim. Hım peki, ayır bunları, babanınkilerle atalım, erkek donu ne de olsa, dedi.” “Sen ne yaptın,” diye sordum. “Ne yapabilirim ki, olur, dedim.”
Şu şiiri yazmıştım bundan bir gece evvel…
Sevgilim,
pijamalı burjuvazinin bıyık ölümü gerçekleşti cebren
işbu halde sen,
gazete manşetlerinde bile bana muhakkak kaza süsü vermelisin
ki iki saksıya ekili ‘bir’ tavşan, kuyruğundan mor çiçek açarsa bu bahar
üzülmemelisin devlete rağmen
ilelebet var olacak duvarlar, ben değilsem de güzel kadınlar, sokaklar ve Denizler
bilmelisin;
annelere kızları mütemadiyen kenar oyası el emeği, göz nuru tığ işi memleketindesin
feilla alengirli mezuniyetlerde bile olsa taammüden kızlıktan istifa etmeyi de bilmelisin
ve gene sen, bir şey yapmalısın, gene bana; Nietzsche’nin bıyığı aşkına
ve gene bana, muhakkak kaza süsü vermeli başöğretmen tebeşir elinde o esna.
Janset Karavin
Görsel: Sureeyapon Sri-ampai

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir