Renkler Geri Gelecek

 In Pozisyon Hatası

Çok eskiden bir ülkede savaşlar başlamış. Kimse kimseyi sevmez olmuş. Ve bir gün, tüm renkler silinmiş yeryüzünden ve gökyüzünden. Her yer gri olmuş. Deniz gri, güneş gri, ağaçlar gri, tüm hayvanlar gri. İnsanlar çok şaşırmış bu işe. Güneş ışığı ve yağmur bile griymiş o yüzden her şey rengini yitirmiş. Geriye bir tek gri kalmış.

Dünyada savaşlar yüzünden sürekli sokağa çıkma yasağı uygulanıyormuş. Çok az bir zaman içerisinde yasak kaldırılıyormuş. Onda da aileler evlerine yiyecek ve içecek alabilecek kadar vakit bulabiliyorlarmış. Çocukların oyun oynamaya ne zamanı varmış ne de sokaklar güvenliymiş. Oyunlar oynanmaz olmuş, şarkılar söylenmez, masallar anlatılmaz olmuş. Çocuklar resim yapıyorlarmış kurşunlanmış duvarlara. Zaman gelmiş, duvarlara resim yapmak da yasaklanmış. Artık çocuklar, aileleriyle birlikte evlerin bodrumlarında yaşamaya başlamışlar. Bir gün bir çocuk bodrumun duvarına bir masal çizmiş. Elindeki boyaların hepsi griymiş ama resim yaptıkça renkler belirmiş duvarda. Yeşil, kırmızı, mavi, sarı, turuncu, pembe. Çocuk ve kardeşleri çok sevinmiş. Büyükler gözlerine inanamamış.

Sokağa çıkma yasağı geçici olarak sona erince çocuk, komşusunun evine gitmiş. Oradaki arkadaşlarına anlatmış. Ve böyle böyle her çocuk başka bir eve giderek, o çocuğun duvarlara yaptığı resimleri ve renklerin geri gelişini anlatmışlar. Tüm çocuklar saklandıkları evin bodrumlarına resimler yapmaya başlamışlar. Evlerin bodrumlarında artık güneşi görmek mümkünmüş. Mavi mavi akan dereler varmış, yemyeşil ağaçlar. Kurşunlanmamış evler çizmiş çocuklar bodrumların duvarlarına. Tabi bu bir gün duyulmuş kara birlik kuvvetleri tarafından. Çocukların elinden boyaları almışlar ve resim yapmayı yasaklamışlar.

Bu sefer çocuklar masallar anlatmayı öğrenmişler büyüklerinden. Her çocuk, öğrendiği masalı, sokağa çıkma yasağı kalktığında başka bir çocuğun evine gidip o çocuğa öğretmiş ve ondan öğrenmiş başka yeni bir masalı. Çocukların masallar anlattığını duyan kara birlik kuvvetleri bu sefer çocuklara masal anlatmayı yasaklamışlar.

Bu sefer çocuklar oyunlar oynamayı öğrenmişler. Birbirlerine hayal ettikleri dünyayı anlatıp göstermişler. Sonra sokağa çıkma yasağı kalktığında başka bir eve gidip oradaki çocuklara sergilemişler oyunlarını. Onlar da diğerlerine…

Bunu öğrenmişler kara birlik kuvvetleri. Çocuklara oyunları yasaklamışlar. Bu sefer çocuklar şarkılar öğrenmiş büyüklerinden. Her öğrendikleri şarkıyı sokağa çıkma yasağı kalktığında diğer evlerdeki çocuklara öğretmişler. Bunu da öğrenmiş kara birlik kuvvetleri ve tüm çocukları tutuklamaya karar vermişler. Bodrumlarda yaşayan tüm çocuklar ailelerin ellerinden alınmış ve kocaman bir hapishaneye kapatılmışlar. Şarkı sesleri duyuyormuş dışarıdan geçenler, bir de anlatılan masalları. Kara birlik kuvvetleri: “En azından resim yapamıyor, oyun oynayamıyorlar,” demişler, “Her bir çocuk tek bir hücrede!”

Ama deniz kıyılarından çocuklar gelmiş hapishanenin yanına. Hücrelerin pencerelerinden boyalar atıyorlarmış gizli gizli. Ve çocukların hepsi aynı anda barışa dair cümleler söylerken, duvarlara güvercinler, martılar, ağaçlar çizmeye başlamışlar. Kara birlik kuvvetleri çocukları durdurmak için ateş ediyorlarmış ama kurşunlar çocuklara değmiyormuş. Duvarlar yıkılmaya başlamış ve duvara çizilen her resim gerçek olmuş.

Sonunda hapishanenin tüm duvarları yıkılmış ve çocuklar dışarı çıkmış. Şehirlerine dönmüşler ve şehrin tüm yıkık, kurşunlanmış, bombalanmış duvarına resimler yapmaya başlamışlar ve şehrin göbeğinde barışı oynamışlar deniz kıyısından gelen tüm kardeşlerine.

Gül Fulya Yüksel

Recommended Posts