Ruhsuz

“Kendi” diye bir şey varsa, bu insan içre bir şey daha olduğu anlamına gelir. Bir pavyonun isli pembesini bir sergiye tercih ederim. Çalılıklarda cigara döndüren 17’liklerle oturup konuşmam bu yüzden. Basma eteğine tapmam bu yüzden. Dolmuş koltuklarının arkasına keçeli kalemle “Seni Seviyorum Cansu” yazmam bu yüzden. Yorgun babaların kadehlerini taşımam bu yüzden. Kömürlükten kara elmaslar taşımam bu yüzden. Avlularda minyatür kale top oynamam bu yüzden. Komşunun teknik liseye giden çocuğunu kıskanmam bu yüzden. Aşırı aşktan kan kusmam bu yüzden. Bir Ferdi açıp terkedilmiş kamyonetlerde bağırmam bu yüzden. Uçaklara selam çakmam, damlarda mangal yakmam, yerli yersiz ıslık çalmam bu yüzden. Ölüyorum bu yüzden. Sırf yoksulluktan, sırf ayrılıktan.

Yürüdüm. Kızgındım. Bir meyhane bulup içmem gerekiyordu. Otobüs durağına vardım. Şehre inecektim. Amk otobüsü bir türlü gelmiyordu. Bir sigara yaktım. Duraklarda ne zaman bir sigara harlasam otobüs gelir ve sigaramı piç ederdi. Otobüsün yerine bir bisikletli geldi ve önümde durdu. Sen, dedi. Durakta bir iki kişi daha vardı. Ben mi, dedim. Evet sen tabii ki, dedi. Ne var, dedim. Sesim gürleşti. Kahinle ebenin evliliğinden bir çocuk doğdu, o benim, hadi evime gidelim, dedi. Viski var mı, dedim. Var, dedi. Bisikletin demirinde demir götüme bata bata seyahat ettim. Az kaldı, dedi. Fakat gittikçe gidiyordu. Az kaldı, dedi bir daha. Tamam, dedim. Yol bir türlü bitmiyordu. Götümde çoktan bir vadi oluşmuştu. En sonunda dört duvarlı sikindirik bir eve geldik. Kapıyı açtı, içeri girdi. Arkasından ben girdim. Duvarlara ruhlar asılmıştı. Sen kimsin, dedim. Senin ebenin oğluyum, dedi. Elini içime soktu ve ruhumu bir hamleyle çıkardı. Gitti, duvara astı. Rahatlamıştım. Ruhsuz olmak bir harikaydı. Bir duble viski koydu. İçtim. Gidebilirsin ruhsuz herif, dedi. Kapıdan çıkarken ona gülümsedim. Cansu’yu unutmuştum.

 

Onur Sakarya
Görsel: Shepelin Alekcei – “And finally I’ll burn my soul”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir