Sahafix – “Anti Popüler” Üç Okuma Önerisi

Sahafix – “Anti Popüler” Üç Okuma Önerisi

Sağda solda pıtırcık gibi biten sosyal medya hesapları size habire kitap okumakla ilgili anketler manketler pompalıyor; bugün ne okusam, herkes bunu okuyor, nasıl daha çok okursunuz, en çok nerede okuyoruz, kitap okuyanlar mı daha uzağa işiyor yoksa okumayanlar mı falan festekiz.

Bizim böyle bir niyetimiz yok. Neden? Çünkü yazdığımız, okuduğumuz bu dili konuşarak yaşayan insanların %70 küsuru kendilerine açıkça sorulduğunda, açıkça okul dışında hayatları boyu tek bir kitabı bile merak edip kapağını açmadıklarını utanmadan, sıkılmadan söyleyebiliyorlar.

İstatistik burada bitiyor. Nokta.

Bir de yeni basılmış kitaba gösterilen samimiyetsiz ilgi hali var tabii. Oysa kitap cildi, sayfaları yeni olduğu için değil, elbette içinde yepyeni dünyalara açılan bize araladığı pencereler için sevilir.

Magazin falan değil yani niyetimiz. Sahafix’te niyetimiz samimi okura, belki henüz farkına varmadıysa birkaç keyifli, pek de popüler olmayan okuma önerisinde bulunmak sadece.

Hadi başlayalım o zaman…

Çizgili Pijamalı Çocuk – John Boyne

Çizgili Pijamalı Çocuk gençlik, çocuk kitapları serisinde gösteriliyor çok yerde tuhaftır, oysa kesinlikle bir çocuk kitabı değil. Nazi Almanyasında, babası bir SS Subayı olan, 9 yaşındaki Bruno’nun yalnızlığına ve arkadaş arayışına davet ediyor İrlandalı yazar Boyne bizi. Keyifli, akıcı bir anlatımla, hap gibi bir kitap. Neden hap gibi? Belki de bir çocuğun gözünden anlatıldığı için her şey. Bir çocuğun, büyüklerin dünyasıyla çarpışmasının sizde yaratacağı öfkeye hakim olabilecekseniz harika bir seçim. Hikayeye hiç girmeden bir de şu kadarını ekleyerek bitirelim bu önerimizi; her ne kadar anlatıcı bir çocuk da olsa ve yazar bu konuda oldukça başarılı da olsa, yani hikaye ne denli basit anlatılmış olursa olsun hiç de öyle değil gerçekte. Belki de basitliğin ardındaki sert, soğuk gerçekle yüzleşmeye kendinizi hazır hissettiğiniz bir zamanı seçmelisiniz okuma için.

Filmi de var ayrıca, şuradan bakabilirsiniz.

 

Yunanlı Bir Kız Aranıyor – Friedrich Dürrenmatt

Tuhaf bir humor anlayışı var bu kitabın; hem ciddi, hem ciddiyetsiz. Ciddiyetsizken hiç gülünç değil, ama çok ciddiyken…

Prensiplerine sıkı sıkıya bağlı, kendini işine adamış bir bâkir olan Archilochos  gazeteye ilan verir ve mucizevi gelişmelerle, hayatının akışı git gide tuhaflaşır, şeklinde özetleyebiliriz olay akışını, ancak Dürrenmatt’ın toplumsal ahlak, vicdan gibi değerleri acımasızca sorgulayışını burada uzun uzadıya anlatmak hem güç, hem de gereksiz. Okumalısınız.

Fakat bir uyarıda bulunmalı önerimizi dinleyecek okurlara; bu kez de olayların akışını öyle dümdüz bir anlatım benimsemediğinden yazarımız, takip edebilmeniz için diyalogların ve hatta monologların akışını kaçırmadan, aklınız derli topluyken okumanız şart.

Kitabın yeni bir baskısını da Dedalus yapmış; bu çok sevindirici. Yıllardır unutulmaya yüz tutmuş, öylece bekliyordu sahaflarda okurlarını. Dedalus da kapağa epey özen göstermiş ama ben gene de Bilgi’nin yayınladığı versiyonun kapağını hem çok sade, hem de hoş buluyorum. Buraya Dedalus’un kapağını koyuyoruz, merak edip bakın lütfen o kapağa da.

Ve son kitabımız…

Patty Diphusa Hikâyeleri – Pedro Almodovar

Ünlü yönetmen Almodovar’ın, bir porno yıldızının hayatından, handiyse birer pasta dilimi gibi leziz kesitler sunduğu harikulade kitabı. Diyeceksiniz ki nereden çıktı kitap, filmini çekmemiş mi? Eh Almodovar meşhur olmazdan evvel epeyce yazmış çizmiş, hikayeleri fanzinlerde, küçük öykü dergiciklerinde yayınlanmış.

Patty Diphusa’ya gelince… O tam bir iyimser, Polyanna desek yeri. Olaylara hep yüzeysel yaklaştığı için hayatı hafif yaşayan ya da dışarıdan öyle görünen, kendine âşık, her türlü keyfin en iyi dostu, kıskanç ve harika ve aynı zamanda iğrenç, sefil, yalnızlıktan kaçan, kendisinden kaçan, gelin görün ki saf mı saf bir kadındır.

Erkeklerin (belki bazen kadınların da, neden olmasın?) arzuladıkları ama “hep” yanlarında, hayatlarında istemedikleri türden bir kadın o. Okuduktan sonra Almodovar’ın beyaz perdedeki başarısının temelleri hakkında bir fikir edinmiş olacaksınız eminim. Bir de şöyle düşünecek kadın okurlar belki: “Ben de bazen Patty gibi hissediyorum!” Galiba hepimiz biraz Patty gibiyiz ya da Patty mesleğinden bağımsız da ayrıca düşünülmesi gereken “bir kadın.”

Keyifli okumalar “sıkı okur.”

1 Yorum

Comments are closed.