SEVİYORUM, ALLAH’I

Yerler ıslak ve annem mutfakta hayat pişiriyor. Elleri komik adamlar bir geceyi yine ceket delikleriyle kapatıyorlar. Sigaralar dudakları terk etmiyor. Yaşlılar belediye otobüslerini terk etmiyor. Bebekler gözyaşlarını terk etmiyor. Polis köşe başında bir cinayet haberi bekliyor. Bir sürü köprümüz var, ne güzel. Şişe açacaklarımız var, ne güzel. Doğmamış güneşlerimiz var. Balatalarımı hangi kamyoncu yaktı? Benzinliklerde kim sevişti? Yılanlar neden yassı? Bilmiyorum. Hayat götüme sağlam bir şaplak attı.

Aşk var. Aşk var. Çekilin, kalbimi taşıyan bir ambulans yaklaşıyor hastaneye. Sedyeyi vuruyorlar acile. Biraz diazepam ve kantin böreği. Her yer soğuk. Buzdolapları soğuk dualar yolluyorlar gökyüzüne. Ben kim miyim? Bir tuhaf kara varoş. Bir tutam anarşisko bilinç. Bir kaşık öksürük şurubu. Allah’ın atomaltı parçacığı. Şekersiz ciklet ve fiyonk makarna. Ben kim miyim? Yürüyen acı, konuşan et. Dudaklarında patlayan gülleri alıp yere çalıyorum.

Burası Dumanya. Gözden çıkarıldık. Dört kişiydik, okeye oturduk. Önümüzde tuzlu fıstık ve bira fosilleri. Masa kanım kadar yeşil. Evinin önünden geçiyorum. Balkonda, bir yunus gibi kıvrak hareketlerle geçmişimi selamlıyorsun. Evler daralıyor. Odalar daralıyor. Sıvalar sökük. Her şey donuk. Kış geldi, eşyalar sönük. Her şey soğuk. Bir senin korkunç vesikalığın sıcak. Bir cigara yakıyorum, bir tane daha, bir tane daha… Ayaklarımdan melekler tutuyor. İçim bir ırmak gibi çağıldıyor. Kafamda 80’lerden bir bere. Ellerimde demirden ilahiler. Vurgun yemiş deniz sarhoşuyum. Yükseliyorum. Gözlerimi kapadım. Evine doğru yükseliyorum. Basma etek, yırtık pazen, delik çarşaf. Deli akıl. Seni seviyorum. Seni çok büyük denizler gibi seviyorum. Seni çok kalpli adamlar gibi seviyorum. Senin saçlarınla dans ediyorum. Kapını çalıyorum. Yanaklarım pespembe. Zilini çalıyorum. Birden kıllı baban çıkıyor karşıma. Ne var lan serseri, diyor. Serseri. Serserilik vücut buluyor vücudumda. Seviyorum, diyorum. Kimi lan, diyor. Dilim karışıyor. Birden, Allah’ı, diyorum. O, amenna, demeden çöplüğüme geri dönüyorum. Bir cigara daha yakıp karanlıkla yatağa giriyorum. Gün bir uçak geçişi gibi bitiveriyor.

 

Onur Sakarya
Görsel: Michael Vincent Manalo – “The Secret of the Red Door”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir