Şimdi Sayfayı Çevirebiliriz

 In Alengirli Mecmua, Okudum Ve, Pozisyon Hatası

Bir yakınım, “çok oynadığı” bahanesiyle düğünün ortasında kocasından dayak yedi. Kadının erkek kardeşleri de adamı dövdü. Sonradan öğreniyorum ki; adam bu sefer de evde, “Kardeşlerin yüzünden herkese rezil oldum,” deyip, karısını bir daha dövmüş. Böyle hikâyeler bilir misiniz? Ben bilirim.

Kadın meseleleri üzerine bir “erkek” olarak konuşmanın ahkâm kesmek olduğunu düşündüğümden, bu konuda daha fazla cümle kurmanın haddime olmayacağı inancındayım. Ama Seray Şahiner’in son kitabı Antabus, beni az da olsa bir şeyler söylemeye itiyor.

“Hiç bilmediğimiz evlerde çok iyi bildiğimiz hikâyeler yaşanıyor aslında. Yan evden gelen sesleri duymak için duvara bardak dayamak, yan evden gelen seslere kulak tıkamanın yanında daha ahlaklı.“

Zuhal Aytolun, Cumhuriyet, Seray Şahiner söyleşisinden

Kitabın ana karakteri Leyla, erkek tarafı bir dünyanın karşısında tek başına, başının çaresine bakmak zorunda olan bir kadın. Baba dayakçı, abiler efendi, patron tecavüzcü, sevgili tecavüzcü, koca nikâhlı tecavüzcü… Bir de bizler varız; üçüncü sayfa haberlerinde Leyla’nın hikâyesini okuyan, iki dakika üzülen, sonra da sayfayı çeviren okurlar… Babanın, abilerin, sevgilinin, patronun, kocanın yaptıklarına göz yumanlar… Toplu erkek tarafı…

Leyla’nın hikâyesini iki farklı sonla bitirmiş yazar. Biri, hoşumuza gitmeyen kötü son. Hikâye ilerledikçe vicdanımızı sızlatan, kendimizi suçlu hissettiren, ama sadece izlediğimiz ve izleyici olarak kalacağımızı da yüzümüze vuran mutsuz son. Rahatsız olduğumuz, yalnız bıraktığımız Leyla’ya üzüldüğümüz, kendimize kızdığımız, bu rahatsızlığı kaldıramayıp, kaçan keyfimizi düşünerek üstüne sayfayı çevirdiğimiz hikâye.

Seray Şahiner de bu durumu çok iyi fark etmiş ki, yeni bir son hazırlamış Leyla’nın hikâyesine. Bu sefer mutlu oluyoruz. Leyla’nın bu yeni hikâyesine sevinip, “İyi yapmış!” deyip, bu sondan kendimize pay çıkarıp gurur duyuyoruz. Ama bir şeyi düşünmüyoruz: Leyla bunları yaşarken de yalnızdı. Yanında değildik, sadece okurduk. Kime, neye pay çıkarmış olduk şimdi? Leyla kapının önündeyken, sokakta bir başınayken, hastanelik edilirken ve daha onca mesele başına gelirken nerelerdeydik? Niye

bu kadar mutlu olduk? Şahiner, hikâye nereye giderse gitsin, nasıl biterse bitsin, yine ve yeniden erkek tarafı olduğumuzu hatırlatıyor bizlere. İşte bunu fark ettiğimiz zaman, yine rahatsız oluyoruz. Çok rahatsız olduk ya, umarsızca çeviriyoruz sayfayı. Yeniden…

Elbette Antabus üzerine yazdım, söyledim, ama yenilememde fayda var: Kadın meseleleri üzerine konuşmak, kadınlardan önce öne atılıp ahkam kesmek biz “erkek”lerin haddine değil. Bunun yanında kadın hareketini en başta satan kadınları, LGBTİ olup da “Aman bu eşcinseller de…” diye söze başlayanları, kendi kimliğine en başta sırt dönen insanları da görüyoruz. Bu yüzden Seray Şahiner’in Antabus’una bir de bu gözle bakmakta fayda var.

Yine de sürç-i lisan ettiysem affola.


Erdi İnci

Sakalımız Yok Ki…

Kapak tasarımı için Utku Lomlu’yu kutlamak gerek her şeyden önce. Grafik açıdan gayet hoş ve son zamanların trendlerine uygun olmakla beraber, içerikle öyle çok örtüştüğünü de pek söyleyemeyeceğiz; aslında Leyla’nın öpüştüğü tek erkek olan parktaki o heykeli ne de merak ettik okuduktan sonra…

Can Yayınları’nın yenilikçi tasarımı için söze ne hacet. Gerçi pek alışmıştık beyaz kitap sırtındaki kırmızı, sıcak kalbin kitaplığımızda ilk bakışta seçiliyor oluşunu ama…

İç sayfalara gelince… Okur dostu bir yerleştirme; okunaklı, yazım kuralları bakımından da kutlanacak bir çalışma. Kitaplığınıza lâyık!

 

Recommended Posts