Mehmet Yılmaz ile Söyleşi. Her şeyin melezleştiği sürecin içinden geçerken… ”…Gerçek şu ki, sanat da doğa gibiydi; çoğulcuydu, sürprizlere gebeydi, kuramlara sığdırılması olanaksızdı…” / Mehmet Yılmaz Mehmet Yılmaz, HEYMİMRES / Nelik ve Kimliğin Diyalektiği başlıklı Piramid Sanat’ta açtığı sergisinde (12 Mart 2018) hem gerçeklik ve anlık, hem ideal ve süreklilikRead More →

Siz de sıkılmadınız mı Amerikan dizileri izlemekten? Benim tercihim bol vurdulu kırdılı, fantastik Amerikan dizilerinden önce Avrupa menşeili diziler oluyor ne yalan söyleyeyim. Dahası önce kısa dizi var mı diye bakıyorum. 13’er 15’er bölümden 36 sezona uzayan, Brezilya dizisine dönüşenlere katlanamaz oluyorum bir yerden sonra. Zaten bu diziler düpedüz şablonRead More →

Size de oluyor mu, boğulduğunuzu hissediyor musunuz zaman zaman distopik, fantastik hikâyeler arasında; vampirler, mitolojik anlatılardan fırlamış yaratıklar, türlü çeşitli uzaylılar, istila, felaket senaryolarından? Evet, biliyorum çok tutuluyor, seviliyor bu gibi fantastik öğeler barındıran yapımlar sinema ve televizyonda belki de son 10 yıldır, gitgide yükselen bir ivmeyle, ama bir yandanRead More →

Cehenneme doğru bacaklarını açıp bir sigara yaktı ve birkaç şeytan “çok sıcak” diye, içinden koşarak kaçtı kadının… Aklına ilk geleni yapıp göğüslerini kopardı ve jiletle parçalara ayırıp bölüştürdü adamlara. Eğildiğinde göğüs dekoltesi veremiyordu artık. Yetinmedi ve babasından miras kalan başındaki papatyaları bir kenara fırlatıp, ateşten bir taç taktı kendi başına…Read More →

Deniz birden dalgalandı, köpüklü bir dalga kıyıya doğru kabardı. Dalga, köpükleriyle bir sedef kabuğu kıyıya taşıdı. İçinden Afrodit ve oğlu Eros çıktı. Zamane tanrıçaları olan Horalar, onları karşıladılar ve önce Afrodit’in uzun saçlarını örüp basını altın bir taçla süslediler, üzerine tülden, süslü elbiseler giydirip, boynuna kıvılcımlar saçan kolyeler taktılar. DahaRead More →