Hikayem odur ki, yürümeyi bilmemenin karneye yansıyan kötü notlarıyla başlar. Lise zamanları H. adlı sınıf arkadaşımın ‘’öyle değil böyle yürüyeceksin’’ dediğini anımsıyorum. On beş yaşındaki mayını bol bir ergene, başka bir ergen yürümeyi öğretiyor. Yer: Sağlık Mahallesi. Zaman: Bundan bir an önce. Bacaklarımdaki kaskatı iskelet bir türlü yeni filmi çekilemeyenRead More →

Hayatım boyunca “Türkler film çekemiyor yavvv!” yaftasıyla karşılaştım. Her karşılaşmada aklıma gelen dört beş as yönetmenden biri oldu Orhan Oğuz. Onun “Her Şeye Rağmen” filmini izlemeden Türk sineması hakkında genel geçer bir yargıya varmanın kurgulu bir ön yargı olduğuna inandım. “Dönersen Islık Çal” Türk sinema tarihinin kült eserlerinden biri oldu.Read More →

Bildim talaşmış ağzımda çiğnediğim Elimde geçmez akçe Ağzımda damlayı katılaştırsan pis meni Boşalın, şelaleler kayanın inkarıdır Boşalın, küvetim baharatlarıyla gömülen aşçı başıdır   Gökkuşağı kurşun geçirmiyor; siyah vurun beni   Kumaşın huysuzundan yırttım zamanın arta kalanını Mor ışıkta geçti ömrümün tüm yayaları Ki; ayaksızdılar   T’leri yanlış kullanan bir peltekRead More →