I Bu eski karanlık; bunu, şuraya asalım, gerinize; bunu siz boyadınız karaya. Şimdi baktığınız yönde aradığınız şüphesiz. Bir gözünüz sol cebinizde, diğeri sağ elinizde, eliniz gökyüzünde; içine gömülmüş hayatların haritası asılı durur son sözlerinde ve sözcüklerin de sahibi zamandır şüphe yok; bu ilânihaye mülksüzler muharebesinde yazılırken tarih, istikbâl hep kuzeye,Read More →

Kafkaesk Bir Yurt Ütopyası Başlamadan önce bu yazının imkânsızlığı ve yaratabileceği sonuçların endişelerinin gerekçelerine ilişkin birkaç kelam etmek gereği duyuyorum. En başta, adeta Weberyen bir yaklaşımla, Sünni Müslümanlık ahlâkının yeniden kodlanarak liberal vahşi kapitalizmin ruhuna giydirilmesi sürecini, gerek terzinin tecrübesizliği, gerekse de kumaşın elverişsizlikleri sebebiyle oldukça sert bir şekilde yaşamaktaRead More →

Gece uyurken ölürsem diye don giyiyorum. Uyuyamıyorum. Hep don yüzünden. Suçlu don! Balkona çıkıyorum. Evet, donla. Sonbahar başı hâlâ ne çok ses var gecede. Birileri horluyor, kediler kavgaya tutuşmuş, uzaklardan bir araba geçiyor, uzuyor sesi. Derken böceklerin ve rüzgârın uğultusunu işitmeye başlıyorum. Gece müthiş gürültülü! Gece müthiş gürültücü yaratıklarla dolu.Read More →

I Önümdeki bu pencere aklımda kalmış bakışlara bakar; küçük düşünen rüzgârlar uğramaz buralara, çünkü saçları çöl tuzundan ve geceleri terlemeyen kadınlar dağlara dökülen nehirleri ararlar avuçlarında memeleri. Bir düşte, düş gördüğünü gören birinin düşünü gördüm ben. Çifte dövülmüş çelikten kılıçların sesleri kın kın, titreyen topraktan mıyız biz de altında ayaklarımızın?Read More →

I Bir ağaç eğildi rüzgâra; senin, benim gibi değil, köklü, güçlü kuvvetli bir ağaç eğildi. Ellerim çiçeklendi, çünkü açmamış kentlerin sıvasız sırtından daha şimdi Anadolu Anadolu bir bulut süzüldü; eli kulağında, tam tamına üç kız çocuğunun memeleri tomurcuklanır ardında perdelerin. Bir fidan kırılır sonra ve bir tane daha ve birRead More →