Size bir şey diyeyim mi? Yaşıyoruz sanıyorsunuz. Bugün bir şok yaşadım; Allah C.C. düpedüz dalga geçti, bizatihi arayıp nanik dese bu kadar etkili olmazdı; zaten o yüzden aramıyor hiçbirimizi, böyle dolaylı vuruyor kafamıza. Bir ev baktım. Tek katlı, küçürek bir şey. Zorlasan 100 liradır ev. Meğer mülk sahibimiz hemen yandakiRead More →

Rüyamda bölüm sonu canavarını gördüm. Rakı masasındaydı. “Bir klonu çok sevdim, o beni hiç sevmiyor,” diye şarkı söylemeye başladı gökten bir mikrofon sarkıp, ay bir disko topuna dönüşünce. Ayrıca bıyıkları yerlere kadardı ve tek başına zıkkımlanıyordu. Birden bire olunca bütün bunlar, ilkin irkildim tabii, ama sonra kendi kendime mırıldandım sırıtarak:Read More →

Bu patikayı ben yürüdüm buraya. Bugün, sorsan en haz etmediğim insan için bile, şimdi anlıyorum be seni, diyebildiğim bir ânı yakalayabiliyorsam korkmalıyım belki İstiklal marşı korkma, dese de. Çok içiyordu mesela, Allah’ın günü içiyordu ve ben, ben buradayım, niye? diye soruyordum. Oysa fark etmiyormuş bir yerden sonra sen kimsin, benRead More →

Gene ölemedim. En azından denedim. Bir zamanlar uzak anlamlıydı. Uzaktaydı çünkü, çünkü uzaktaki “aynı zamanlıkta” bile değilmiş gibiydi. Ama onunla “aynı zamanlıkta” olmayı hissedebilmek için ihtiyaç duyduğumuz zamana sahiptik, sabra ve yalnızlığa. Yalnızlık da anlamlıydı. İçkindi çünkü, çünkü yalnızlığımız biz ne yaparsak yapalım oraday’mış gibiydi.’ Ama onunla “aynı zamanlıkta” olmayıRead More →

Keşke yatağın sağında yatmaktan, yatağın sağına, soluna, ortasına, yatağa çapraz yatmaya başlamak kadar kolay olsa. Keşke inat edip iki, üç hafta yapmasan da o temizliği yapmak zorunda kalacağın günün geleceğini bilmek kadar basit. Keşke büyük tencereyi hiç almasaydık, diye düşünürken istemsizce yapılan hesap kitap kadar sessiz. Hıçkıra hıçkıra ağladım. DahaRead More →