Geçen bölümde… Yumdu gözlerini cidden. Tuttum bıyığından, var gücümle asıldım. Cırt! Bıyık elimde kaldı. Kemanlar sustu. Işıklar yandı. Kasiyer kız bakışlarını bana çevirdi. Bu sefer hiç de büyülenmiş gibi falan değildi. Gerilerden biri bağırdı: “Yakalayın, Aysel’in bıyıklarını çaldı!” Bıyıklar elimde sokaklar boyu koştum. Bir ara dönüp baktım; peşime köpekler takılmış.Read More →

Sabah feryat figan, kavga kıyamete uyandım. Hemen pencereye koşup kafamı dışarı çıkarttım. N’oluyor yahu, demeye kalmadan pişman oldum, iki çürük yumurta, bir domates suratımda patlayınca. Pencereyi kapattım tabii hemen. Camlarda temiz kalmış boşluklardan görebildiğim kadarıyla seyretmeye koyuldum olan biteni. Sille sülale, bütün millet sokaklara dökülmüş; don atlet koşturanları mı istersiniz,Read More →

Ev sahibimle aynı fikirde olduğumuz tek konu var: Mülk Allah’ındır. Bu durumda ev sahibim, O’nun kulu ve elçisidir. “Bir konuşsanız diyorum… Ben arıyorum ama meşgul olsalar gerek, acaba siz bir görüşseniz; kirayı biraz olsun düşüremez miyiz?” “Kiminle?” “Mülk sahibiyle canım!” Gülüyor Cemal Bey. Katıla katıla. Nefesi kesiliyor, öksürmeye başlıyor sonra.Read More →

Sabah uyandım. Sabahın köründe uyandım daha doğrusu. Neden? Kafamda bir şarkı nakaratı dönüp duruyor. Gitmiyor illet! Radyolarda çalışırsan senelerce olacağı bu. Heyhay 90’lar! Evet bu yazı bir kısmınız için “bir dinozorun anıları” kıvamında; başlık net zaten. Şimdi siz uzaklaşabilirsiniz sarkastik bakışlarla sırıtarak milenyum çocukları. Şarkıyı da yarım yamalak hatırlıyorum, fakatRead More →

“Sevgili günlük…” Hadi oradan kerkenez! Önce sevgili de zavallı günlüğe, sonra içindeki bütün cerahati, pisliği, kıskançlığı, sefilliği, çaresizliğini, ikiyüzlülüğünü, herkesten sakladığın rezilliklerini, nasıl olsa kimse görmüyor diye rahatça aklından geçirdiğin iğrençlikleri yaz dök. Sonra neymiş; sevgili günlük… Oldu canım! Günlüğün suçu ne? Bırak o defteri! Bırak rafa. Bırak da CahitRead More →