Bir türlü doğmayan günün ölüsü dilsiz kelebek. Düşledim yerinde olmayı; senin kadar ölmek için hiç değilse, karanlığı üflerdim kanatlarımla ben. Yerinde olsam küçücük olsam, uçsam, denerdim hiç değilse geceyle konuşmayı…     Janset Karavin Görsel: Michal Sosna ~ “3 3 Sad Boy and the Whore Story”Read More →

Siz de izlediniz mi Türkiye maçını dün? Ben biraz baktım. Burak, formasındaki ay yıldızı defalarca öpüp tribünlere göstererek oyundan çıkıyor, yerine bir başkası giriyordu o sırada. Sonra düşündüm; şu sahada bir tane Ermeni yok, bir tane Rum yok, acaba kaç Çerkes, kaç Kürt, kaç Laz var, varsa da var olanlarRead More →

Bazen artık büyüdüğünü fark edersin ya hani, en çok da oyun oynayan çocukları seyrederken gelir başıma benim bu. İçimde çok eskiden kalma, ama kuvvetli bir his uyanır ki, sanki kabuk tutmuş bir yaranın kaşınıp yeniden kanatılması gibi bir hatırlama ânıdır bu: Cezalandırılmış, eve tıkılıp kalmışım ve arkadaşlarım sokakta oyunlar oynuyorlarmış… Geçer gider sonra,Read More →

Merhaba, ben Kemalist Cumhuriyetin Kemalist edemeden yetiştirdiği son kuşaktanım. Zaten ömrüm hep sonlara yahut ilklere tanıklıkla geçti. İlk kadın başabakandan tutun da memlekete kesin dönüş yapan Alamancılara, kasetlere, teyplere, telsizlere, harçlıklarımızı yatırdığımız video oyunları dükkânlarına, beta-vhs videolara, enflasyondan develüasyona, oradan koalisyona ve dahi konsolidasyona kadar… Ankesörlü telefonlara jeton sarkıttım, kartlarınRead More →

Yer’ler bitti dostum. Yeraltı, yerbeş, yerdört, yerüç, yeriki, yerbir, yerlerin hepsi yerle bir. … Yerüstü; vicdanlarda asılı büyük saat yerüstünde durmuştur. Sonsuzluk, piyasa vaktini vuralı çok olmuştur ve harfler ölü sayfalarda yan yana dizilsin ister, dev çarklar kurmuş, kurup başına oturmuşlar, çünkü koltukları sıcak, yürekleri soğuktur. Yerüstü kalabalık ve insansızdır.Read More →