Bugün hiç konuşmamayı denedim. Çok güç olmasa gerek, diye düşünüyordum, öyle de oldu hakikaten. Zaten bir insan (yani ben) ve dört kediydik evin içinde; orada sıkıntı yaşamadık hiç. Bakışarak anlaştık. Zaten siz artık bir ya da birden çok kedinin insanı olmayı öğrenmiş, iyi eğitilmiş biriyseniz, vazifelerinizi yerine getirir, üstünüze vazifeRead More →

Bu şehir benden gitti, sense fal kapamış tek heykeldin meydanımda, netekim inkılap tarihi kitabı yazılmamıştı da biz mi yazmadık? Bilakis, atamızın ortanca çocuklarıyız; sevişemedik, “tahkir ve tezyif ettik” ama benim aksime sen, benden mordun, müstakil ve fakat emekli bir gökkuşağında. Janset Karavin 11 Aralık 2010, Kadıköyü Fotoğraf: Hikaru Utada ~Read More →

‘bir’ Kahverengi tüyleri, ay ışığında yoluk, ıslak sokak köpeklerinin ruhları darbe ve telefon jetonu görmemiş mesnetsiz bir sevinçle yarışarak suda gelip, sarıp çevremi, endişeli bakışlarıyla sallanırken kuyrukları dediler ki hep bir ağızdan bana: Seni gördük, çıplaktın uykumuzda. Minareler deliyordu göğü evvel, sonra onları geçti cam kuleler, yağmurda kurudu denizler veRead More →

. kaşlarımı alsaydım kucağında, cüzdanınla alırdım oysa ben kestim, sana verdim parmak uçlarımı yıldızlardan falan bahsettin sanki; kıyamadım öyle ya kısa kalırdı sevişmek beş vakit, azdı dört mevsim azdı, on iki ay azdı, ‘çok’ azdı, ‘az’ azdı leş gibi imla kokan TRT Türkçesi aşklar falan ‘birazdı’ hepsi maval martaval bakıştı,Read More →