Yumuşak Giriş Türkiye’de LGBTİ edebiyatı üzerine yazmaya kalkışınca ne yalan söyleyeyim birkaç saniye içinde sevinçten, kaygıya, oradan da öfkeye savrularak dalgalandı ruh halim. Sevindim çünkü, “gey arkadaşları olanların” karaladıklarının LGBTİ edebiyatından sayıldığı cennet memleketimizde, benim kimliğimde ya da kendilerini kuir bireyler olarak tanımlayan birçok yazarın romanlarının, öykülerinin, üstelik başkarakterlerimizin dertleriRead More →

Okur, piyasa ve ödül konusunda bir algıda seçicilik tecavüzüne uğramıştır ve Prens Mişkin’in “Evlenin benimle Maria Philipovna,” tiradını bir budala gibi unutmuştur. Ve klişenin dışına çıktıkça mesafeleri olan ve uzaklaşan okur olmuştur. Artık usta bir hipermarket alışverişçisidir ve seçtiği konserveler, onun için hazırlanmış akıllı şefler tarafından yine mutfakta (emperyal dünyalıların izin verdiğiRead More →