Çocukken en korktuğun olay neydi, diye sordu. Köyde bir bahçelikte sıçıyordum…, deyip devam edecektim ki; sıçıyor muydun, bu çok komik, dedi. Evet, ellerimi temizlemek için toprağı kardığımda elime küçücük bir yılan geldi. Kör yılan. Ama ısırmadı, dedim. Korktun mu, dedi. Çok korkmuştum, çok, dedim. Peki sen sevgilim, en çok neRead More →

Çocuktu onu bulduğunda. Yavru karga. Ona bir barınak yaptı. Besledi. Her gün sevdi, okşadı. Babasının küfürlerine aldırmadan onu korudu. Beraber olgunlaştılar. Fakat bu karga çok büyüdü. Yani hacim olarak. Bir oturma odası kadar devasa oldu. Eleman ergenliğine girmişti. Annesi, “Bırak şu uğursuzu!” dediyse de dinlemedi. Beslemeye devam etti. Onu çokRead More →

Tıraş olmam gerekiyordu. Yine bir iş görüşmesi. Bir türlü bitmeyen iş görüşmeleri. Joker suratlar ve tedirginlik. Bilmediğim bir mahalleydi. Herhangi bir berbere girecektim. Salon Alluş. Girdim. Selamladım. Selamladı. 60 yaşlarında gözlüklü ve kır saçlı bir adam. Otur, dedi. Oturdum. Sanki yüz yıldır müşterisi gelmiyordu. Tam, yanlardan hafif, önler uzun, diyecektimRead More →

Reyon dizme elemanıydım. Korkunç derecede seriye bağlamıştım. Yani beni o reyonda gören herhangi biri üstün yeteneklerim olduğunu düşünebilirdi. Hareketlerim hızlıydı ve robotikti. O kadar hızlı çalışıyordum ki iş arkadaşlarım bana “makine” diyorlardı. İşinin hakkını veren ender insanlardandım. Tabii ki bu ülkede. Fakat bu yeteneğim yeterli ilgiyi görmüyordu. Müşterilerin beni takdirRead More →

Zengin olmak istiyorum, dedim. Bar tenhaydı. Az önce masasına zorla oturduğum adam yüzüme uzun uzun baktı. Hayatın anlamı paradır, dedim. Alkolün etkisiyle hipomanik bir hale erişmiştim. Adam süt içiyordu. Hırpani ve kirliydi. Bir saattir konuşuyordum. O hiç konuşmamıştı. Yeter artık, bıktım sahte sevişmelerden, dedim. Adam tekrar yüzüme baktı. Gözlerinde sankiRead More →