Sevgili Candan için-   Evet nisandı, ama tomurcuklar patlamamıştı çırpınarak Eliot’ı Orhan Veli’yle açıklamanı anlatmıştın. Ve sınavda o soruyu nasıl yanıtladığını da. Akşam yemeğine indiğinde, omuzunda siyah örme Bir şal vardı. ‘Uğurlama”yı söyledik o akşam. Fallar baktık. Telvemde göç eden leylekler vardı. Öncesi gün, beni sevdiğini “güneşte çok kaldın sen”Read More →

Birinci Mektup.   Yazdıklarım korkunçtu, mektuptur ele geçer zamanlarında da Armağan dolmakalemini, sevgili sadakatsiz rahibem: -sahi mürekkebimden aleme bulaşsın diye- armağan ettiğim gezgin şairin de itirafıydı ŞU fısıltılar -ÇEKİL! Aptaldım. Armağanını hava boşluğuna atacak KADAR! Kılıç soğukluğunda uzattım onu Sevgisiz yığınlar tanıklığıyla aldı kalemi ŞAİR Yer: çArşı-alışveriş kalabalığı İhtiyar birRead More →

Okur, piyasa ve ödül konusunda bir algıda seçicilik tecavüzüne uğramıştır ve Prens Mişkin’in “Evlenin benimle Maria Philipovna,” tiradını bir budala gibi unutmuştur. Ve klişenin dışına çıktıkça mesafeleri olan ve uzaklaşan okur olmuştur. Artık usta bir hipermarket alışverişçisidir ve seçtiği konserveler, onun için hazırlanmış akıllı şefler tarafından yine mutfakta (emperyal dünyalıların izin verdiğiRead More →