Her şey muhteşem bir şekilde dalgın Her şer döviz odalarında uyanık Muhasebeci işten atılmış, rakamlar ağlıyor Yediğim son, ettendi ama plastik gibi bakıyor   Sana erik suları, mucizevi kompostalar kalıyor Bana çekik gözlü birtakım sarılıklar Çocuklar söylenenlere karşı tepkili: Bkz: Kabakulak Veletler öpülmemeklere karşı sigortasız: Bkz: Kızamık Ve çocuklar KevserRead More →

– Mutfağa gir. Karın güvenilmez kimyasal temizleyiciler yüzünden erken buruşmuş ellerini masa örtüsünün morlarında gezdirirken seslen: ‘’Günaydın!’’ Her günaydın bir iyi niyet dilekçesi. İşleme konmayan. Siz arkanızı döner dönmez devlet dairesindeki memur tarafından alelacele yırtılan. ‘’Ekmek bitmiş.’’ ‘İşte yine kötü bir haber’ diyor uzun bir süredir iyi haber alamayan adam.Read More →

Hikayem odur ki, yürümeyi bilmemenin karneye yansıyan kötü notlarıyla başlar. Lise zamanları H. adlı sınıf arkadaşımın ‘’öyle değil böyle yürüyeceksin’’ dediğini anımsıyorum. On beş yaşındaki mayını bol bir ergene, başka bir ergen yürümeyi öğretiyor. Yer: Sağlık Mahallesi. Zaman: Bundan bir an önce. Bacaklarımdaki kaskatı iskelet bir türlü yeni filmi çekilemeyenRead More →

Ah Carmela, dik burnun bir başkaldırı. Bir göçmen botunda iki çocuğunu boğarken deniz, işte öyle şişirdin dudaklarını! Ama her şeyden önce Carmela, gözlerin. “Tanrı en büyük porno film senaristidir,” dercesine çığlık atıyor. Haklısın. Tırnak uçlarına kadar haklısın. Hatta en çok onlara kadar. Kendi bedenine sapladın onları. Ve hâlâ var aralarındaRead More →

Ey siz normaller! Ey hiç delirmeyenler! Ey hiç alkol komasına, aşk komasına, öfke, ihtiras, intikam komasına girmeyenler! Kendi sularını bulandırmamak için etraflarındaki kan göllerini Abant Gölü’nde mesire yapıyormuş gibi seyredenler! Ey biz delirenlere hor bakıp, iğrenç normalliklerini burnumuza dayayarak alay edenler! Nasıl yaşıyorsunuz? Nasıl yaşayabiliyorsunuz normal normal? Ermiş desem değilsiniz…Read More →