‘bir’ Kahverengi tüyleri, ay ışığında yoluk, ıslak sokak köpeklerinin ruhları darbe ve telefon jetonu görmemiş mesnetsiz bir sevinçle yarışarak suda gelip, sarıp çevremi, endişeli bakışlarıyla sallanırken kuyrukları dediler ki hep bir ağızdan bana: Seni gördük, çıplaktın uykumuzda. Minareler deliyordu göğü evvel, sonra onları geçti cam kuleler, yağmurda kurudu denizler veRead More →

. kaşlarımı alsaydım kucağında, cüzdanınla alırdım oysa ben kestim, sana verdim parmak uçlarımı yıldızlardan falan bahsettin sanki; kıyamadım öyle ya kısa kalırdı sevişmek beş vakit, azdı dört mevsim azdı, on iki ay azdı, ‘çok’ azdı, ‘az’ azdı leş gibi imla kokan TRT Türkçesi aşklar falan ‘birazdı’ hepsi maval martaval bakıştı,Read More →

Cadde boyunca arabalar Travmatik akşamüstleri Gri renge boyalı bir gökyüzü Evden kaçabilmek için ceplerini kontrol eden bir çocuk Cepleri boş Ruh atlasları ve kapılarına kilit vurulmuş müzeler Aydınlık tarafın bedende açtığı yaralar Kağıt kesikleri İnce ince akan bir nehrin çağrışımı var kulaklarda Biten sigaralar üzerine yazılan şiirler Yarım yarım içilenRead More →

İnsanın en hassas olduğu dönemde uzanan bir yardım eli, insanı nasıl minnettar kılar? O insan için yapamayacağı şey yoktur artık. Bol keseden atıp durur. Biraz da pişkinse bire bin katarak anlatır kendisine yapılanı. Karşısındakinin gururunu okşamayı bir görev bilir. Üzerine toz kondurmaz. Velinimetim, der. Yabancı bir ağızdan bir kötü sözcükRead More →

I Orada bir hayat akıyor çarşafların altında Kadın vücutlarından gelmiş bir Adam yatıyor tıknefes En kötü sözü Bir kilot Kafasına taktığı Ve takmakta zorlandığı o ince baloncuk II Kadın, Kartal’da yaşıyor Ve gözleri buğulu Şoförle konuşmuyor Boş kalmayan Ağzından Sevişmek için yaratılmış Bir afet-i devran Yukarı bakan bir oku DerhalRead More →