Kitabın içinde yer alan 11 öykü var. Öykülerin kahramanları ve olay örgüleri birbirinden çok farklı görünse de hepsinin temelde birleştiği bir yer var: Kadın Öyküleri. Dönemi için üstü kapalı bir feminist yaklaşım olduğu söylenebilir. John Steinbeck’in, kadın erkek eşitliğini açıkça ifade etmese bile kadını temel alan bu öykülerinin, kadın okuyucularıRead More →

Yattığı yerden yalnızca beyaz tavanı izliyor, bir yandan da kafasını kaldırmadan sigarasını içmeye çalışıyordu. Bulunduğu oda duman altıydı. Rahatlıkla nefes alıp veremediğini fark etti. Uzaklardan ağlayan bir köpek sesi duydu. Daha sonra bu ses, yağmur damlalarına karışıp, herhangi bir rögar kapağında son bulan acıklı bir intihar şeklini aldı. Bir saniyeliğineRead More →

Sağlık Ocağı demek hastaneye gelip, kalabalık yapmayın ve burada fazla kafa ütütlemeyin, demek. O nedenle öncelikle sağlık ocağına yönlendiriyorlar. Sağlık ocağının iyi tarafları da var elbette. Ulaşımı kolay, pek sıra olmuyor, basit rahatsızlıklarda hızlı çözüm falan filan ama, sağlık ocağında sıra beklemek tam bir zulüm. Yok, bu zulmü, doktor, hemşireRead More →

Memlekete göre biraz farklılık var çocukluğunuzda. Doktor olan babanız nedeniyle 9 yaşında Amerika ile tanışmışsınız. Yaşıtlarınızdan çok önce televizyon denilen o renkli kutuda, renkli sanatçıları izleme fırsatı bulmuşsunuz; Elvis Presley gibi… Bunların yaşantınıza etkisi nelerdi? Yabancı kültürle çocuk yaşta tanışıyor olmak insanda şaşkınlıkla karışık bir şok etkisi yaratıyor. ‘Bizden başkalarıRead More →

Geçiyorduk Uğradık “Böcek Ev, Mehmet Aksoy” Söyleşi: Zeliha Demirel Mehmet Aksoy ile Böcek Ev’deyiz. Türkiye’deki heykelin algılanışından, sanatçıların yaşadığı sıkıntılardan elbette konuşacağız ama öncelikle aslında kendi bildiğim, sizi izlediğim tarihe dönmek istiyorum. Heykel tükürecek mi bir gün? Valla ne güzel bir fantezi! Ben tabii performans sanatçısı değilim, heykele tükürttürmem çünküRead More →