Su kullanmaya üşendiğim için rakıyı sek, çayı demli içerim. Ben; saçları hastane kokan kadın, Efla. Soğuk ve sessizlik kokan bir odam, dört kedim, biraz şarabım, biraz biram, soğuk ellerim ve soğuk ayaklarım var. Ben iki çorabım aynı renk olmayacak kadar dağınık bir kadınım. Su kullanmaya üşendiğim için rakıyı sek, çayıRead More →

Eskiler şöyle derler: “Gerçek yolda yürürken doğru adama selam verir.” O yüzden doğruluk pek kıymetlidir küçük kentimizde. Doğruluk saatleri düzenleriz kendi aramızda, doğruluk günleri, sonra da dosdoğruluk günleri. Bu dosdoğruluk günleri, birdenbire dostluk günlerine dönüşür. Herkes herkesle dost olur. Kimsenin hakkında kötü şeyler düşünmez. Geçen gün birinin, biri hakkında kötüRead More →

Fırtınanın içindeydim. Uçuruyordu beni fırtına. Ellerini tuttum fırtınanın. Yalvardım, bırakma beni. Fırtına yüzünü öbür tarafa çevirdi. “Eseceğim yerler var,” dedi. “Ben insanlar gibi değilim, yerli yerinde duramam. Esmeliyim ki gücümü görsünler. Şimdi burada kalırsam kişiliğimi yitiririm. İşsiz güçsüz kalırım. Açıkçası bu işime gelmez. Fırtınalar için iş bulma kurumu da yoktur.Read More →

Bayım ruhum on dördüne bastı basacak, lütfen çekin bıyığınızı memelerimden. Kendi don lastiğinizle boğmak istemezdim sizi, en sevdiğim naylon çorabımı yırtmasaydı evlilik yüzüğünüz. Hayır, ütüden nefret ederim ve evlenilecek kadın olduğumu da iddia etmiyorum, ama hiç değilse kızlık soyadım falan yok, zarımaysa mor menekşeler ekiyorum her cuma; sırf bu yüzdenRead More →

Bir filmde izlemiş olacaktı, ama filmin adı neydi, oyuncular kimlerdi hatırlayamadı. Siyah beyaz mı, yoksa renkli miydi?.. Neyse, adam, karısını aldatıyordu ve kadın da kocasını aldamıştı en sonunda. Diyordu ki evi terk ederken yazdığı veda notunda: “Bir kadın için, ancak kendisi aldattığında biter o ilişki, kendisini aldattığında değil…” “Ben kocamıRead More →